Dergiler DÜNYADAN KIZLI ERKEKLİ YENİ MUHAFAZAKARLIK

AKP-İSLAM DÜŞMANI PARTİLER İTTİFAKI

AKP, Avrupa Halk Partileri Grubu’na (Hristiyan Demokratlar – EPP Group) tam üye olarak alınmaktan umudu kesince gruptaki “gözlemci statüsü”nden istifa etti ve Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı’na (AECR) tam üye oldu. Hatta AKP Genel Başkan yardımcılarından Mevlüt Çavuşoğlu bu ittifakın başkan yardımcılarından birine getirildi. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, geçen hafta partisinin Meclis Grup konuşmasında, AKP’yi çok prestijli bir yere üye olmuş gibi göstererek bize övünerek bunları anlattı.
Hem AECR, hem EPP hem de Erdoğan’ın açıklamalarıyla ilgili söyleyecek çok şey var. Ama baştaki iddiamızı açıklama borcumuzu ödemende önce bu AECR ile ilgili Erdoğan’ın vermediği birkaç bilgi daha verelim.
AECR, her şeyden önce, İngiltere Muhafazakâr Parti’nin Avrupa Birliği’ne yeni üye olmuş ülkelerin katı muhafazakâr partilerini ABD’ye ve kendine bağlamak için 2009 yılında oluşturduğu bir birlik. Zaten AB yeni üyesi Doğu Avrupa’daki Polonya, Macaristan, Baltık ülkeleri gibi birçok ülke AB’den çok ABD’ye bağlı hissediyor kendini. Örneğin Polonya, Rusya ve Almanya’yı baş düşman görürken, ABD’yi kurtarıcı görüyor. AECR kısa sürede ağırlıklı olarak Doğu Avrupalı küçük, katı muhafazakâr partilerin üye olduğu bir birlik haline geldi. AECR’de Polonya Adalet ve Hukuk Partisi ve İngiltere Muhafazakâr Parti’yi saymazsak zaten ülkesinde % 10 oranını geçen parti de yok.
Avrupa Parlamentosu’nda Erdoğanların alınmadığı EPP Group,131 milletvekiliyle temsil edilirken Erdoğanların AECR 48 milletvekiline sahip. Bunun da çoğu Polonya ve İngiltere’ye ait. Yani AKP, bu kararıyla AB’den çıkıp İngiltere ve Polonya’ya katılmış oldu.
TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİNİ ENGELLEMEK
Her neyse şimdi asıl tezlerimize gelelim: AKP’nin üye olmakla övündüğü AECR’deki partilerin özelliklerini sayarken “Türkiye ve İslam karşıtı” olmayı da söyledik.. Örnek verelim: Üye partilerden Belçika Libertair, Direct, Democratisch (LDD) partisinin son Avrupa Birliği seçim beyannamesinde vaatlerden biri neydi biliyor musunuz? Aynen şuydu: Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı olmak, üyeliği engellemek! Çünkü bu küçük parti, “uygulanan yanlış göçmen politikaları nedeniyle Avrupa’nın Müslümanlaşmasına” karşıydı.
lDD’nin tam bir popülist olan parti kurucusu, judo antrenörü Jean-Marie Dedecker, Avrupa’nın karar verirken zaten, siyasi partilerle değil, “küçük insanların sağlıklı düşüncesine dayalı halk oylamasını” savunuyor. Biraz Erdoğan gibi “halk ve sandık düşkünü” arkadaş.
Bu tek örnek yetmez mi diyorsunuz? Alın size başka bir örnek: Lüksemburg Alternatif Demokratik Reform Partisi (ADR). ADR’nin politikalarında da “Avrupa’ya göçün engellenmesi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne karşı olmak” var. ADR, Avrupa’ya göç derken de elbette “Müslüman göçünden” bahsediyor. Aynı Belçika’daki LDD gibi Lüksemburg’taki ADR de “aşırı sağcı” partiler arasında sayılıyor. ADR, bir emekliler partisi olarak kurulmuşken, daha sonra, değer muhafazakârlarına, radikal Katoliklere ve aşırı sağcılara “açılım” yapmış bir parti.
Bu partilerin Avrupa’ya göçe nasıl baktıklarını tek tek anlamaya çalışmanın anlamı yok. AECR kuruluş amaçlarının 7.maddesi şunu söylüyor: “Göçün ve göçmenliğin etkin bir biçimde kontrol edilmesi.” Avrupa’da herkes bilir ki, “göçün kontrolü” demek, yoksul Müslümanların Avrupa’ya girişinin kontrolü ve uyumsuz göçmenlerin sınır dışı edilmesidir. Avrupa ölçeğinde bu tezi ancak ve ancak aşırı sağcılar savunur.
AVRUPA BİRLİĞİ KARŞITLIĞI
AKP’nin üye olduğu platformun en tanınmış yanı ama Avrupa Birliği karşıtlığı. Zaten İngiltere’nin de AB ile ne kadar birlik olduğu herkesin malumu. Örnek verelim: ADR Genel Başkanı Fernand Kartheiser ve Genel Sekreteri Roy Reding Avrupa çapında tanınmış iki aşırı sağcı politikacı. AP Milletvekili, AECR Genel Saymanı da olan Roy Reding, Avrupa’da Avrupa Anayasası’na aktif karşı çıkan politikacılardan biriydi. Solun, emeğe karşı olduğu için karşı çıktığı Avrupa Anayasası’na aşırı sağ da, Avrupa’nın kapısını Müslüman göçüne açacağı için karşı çıkıyordu. Avrupa Anayasası, Hollanda ve Fransa’da aşırı sağın da desteğiyle halkoylamasında reddedilince belge uygulamaya geçememişti.
Ancak, hem LDD’yi hem de ADR’i Hollanda’daki Geert Wilders’in Özgürlük Partisi ve Fransa’da Marine Le Pen’in Ulusal Cephe Partisi gibi ırkçı – faşist partilerle karıştırmamak lazım. Belçika’daki “bölücü ve ırkçı” Vlaams Belang gibi de değil. (Ayrıca meraklısına not: Bu iki ırkçı önderliğinde geçen hafta Avrupa’nın faşistleri ve ırkçıları da Özgürlük İçin Avrupa Birliği diye bir yeni birlik kurdu.) Her ne kadar ARD bu iki parti örneğindeki faşist partilere benzemese de Fernand Kartheiser’in ADR Genel Başkanı seçildikten sonra, ARD içinde bile “Parti gerçekten kadın düşmanı, yabancı düşmanı, aşırı sağ bir çizgiye oturdu” eleştirilerine neden oluyor. Yani ADR’nin yavaş yavaş bu çizgiye doğru yaklaşıyor kaygısı parti içinde bile var.
ANTİKOMÜNİZM BAŞKA BİR ÖLÇÜ
AECR içinde, sadece Avrupa Birliği karşıtı değil, Polonya’daki radikal Katoliklerden, Gürcistan’daki radikal Ortodokslara kadar irili ufaklı antikomünist, kadın düşmanı, eşcinselliğe ve kürtaja karşı partiler var. Erdoğan’ın en fazla anlaşacağı parti ise, ikiz Kaczynski Kardeşlerin Hukuk ve Adalet Partisi (PİS) geliyor. Eski başbakan Jarosław Kaczynski’nin başkanlığındaki PİS, AKP kadar neo liberal, AKP kadar ABD’ci, AKP kadar antikomünist ama AKP kadar da dinci bir parti. Örneğin PİS, 2009 sonunda komünizmi çağrıştıran sembollerin bulundurulmasını ve edinilmesini yasaklamayı önermişti. Partinin Kasım 2009’daki bu önerisi hayata geçseydi, Polonya’da her kim orak çekiçle falan yakalansaydı, iki yıl hapis alacaktı. Para cezası da ayrıca.
Aslında AKP’nin “Avrupa’da da böyle oluyor” dediği önemli oranda uygulamaları ya bu tür aşırı sağcı Doğu Avrupa partileri öneriyor ya da iktidara geldiklerinde uygulamaya koyuyor. Elbette radikal bir Katolik olan Kaczynski Kardeşler, eşcinselliğe her zmaan, Yahudiliğe ve Almanya ile Ruısya’ya da sürekli karşı pozisyon aldı. Hatta Jarosław ikiz kardeşi Lech Kaczynski’nin Rusya’ya inerken uçak kazasında ölmesinde Rusya’nın parmağına dikkat çene komplo teorileri üretilmesine meydan verdi.
Her neyse, devam edelim. Şimdi gelelim Gürcistan Hristiyan Demokrat Hareket Partisi’ne. (Kristianul-Demokratiuli Modzraoba). AKP’nin aynı platformda yer aldığı bu arkadaşlar için en önemli şey, Ortodoksluğun devlet dini haline gelmesi. Radikal Hıristiyanların partisi olarak bu parti ayrıca, Avrupa Hıristiyan Siyasi Hareketi’ne üye görünüyor. (European Christian Political Movement, ECPM) Peki, bu hareketin amacı ne? AKP’lilerin pek sevecekleri bir amacı var: Avrupa’yı Hıristiyan Kulübü yapmak. Yani, bu birlik 2002’de Hıristiyan bir Avrupa gerçekleştirmek amacıyla kuruldu.
Buraya kadar herhalde verilen örnekler Erdoğan’ın övündüğü birliğin kimlerden oluştuğu konusunda bir fikir vermiştir. Erdoğan’ın geçen grup toplantısında EPP ile ilgili açıklamasına tekrar dönelim: Partisinin EPP’de 11 yıl boyunca gözlemci üye olduğunu ve geçtiğimiz hafta şemsiye partiye bir mektup göndererek partiden ayrıldıklarını bildirdiklerini aktaran Erdoğan, ‘Bizi çok oyaladılar’ demişti. Sonra da kendilerine on yıl boyunca ‘tam üyelik’ sözü verilmesine rağmen bunun gerçekleşmediğini söylemişti. Oysa EPP internet sitesine girerseniz, bu birliğe tam üyelerin Avrupa Birliği’ne tam üye ülkeler partilerinden oluştuğunu görürsünüz. Ama AECR Avrupa Birliği dışından da tam üye kabul ediyor.
Sanıyorum Erdoğan şunu demek istedi: Biz Türkiye olarak Avrupa Birliği’ne girmek istemiştik. Girersek EPP’ye de alınacaktık. Maalesef giremedik, onlar da bizi almadı. Biz de Avrupa’dan yüzümüzü çevirdik ve ABD yolunda İngilizlerle Polonyalıların peşine takıldık.

0 comments on “AKP-İSLAM DÜŞMANI PARTİLER İTTİFAKI

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: