Dergiler DÜNYADAN ŞEHİRLER VE KENTLER

ALTIN ŞAFAK KAPİTALİST KRİZİN ÜRÜNÜ

Avrupa’nın her yerinde krizin yıkımına karşı gösteriler var. Son yıllarda Avrupa ekonomik krizinin en çok vurduğu Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya ve hatta Bulgaristan gösterilerle çalkalanıyor. Halk, krizde yoksulu daha yoksul yapan ekonomi politikalarına karşı direniyor.
Yunanistan’da geçen hafta baş gösteren direnişlerin güncel nedeni, faşistlerin antifaşist müzisyen Pavlos Fyssas’ı öldürmesine duyulan öfke olsa da, bilindiği gibi Yunanistan direnişi yeni değil. Killah P. Adıyla müzik yapan 34 yaşındaki Pavlos Fyssas’ı Pire’de son seçimlerden beri Yunan Parlamentosu’nda yüzde 7 oy ve 18 milletvekiliyle temsil edilen faşist parti Altın Şafak (Chrysi Avgi) üyesi bir faşist bıçaklayarak öldürdü.
Geçen hafta başında da 50 kadar Altın Şafak üyesi faşist, Komünist Parti üyelerine saldırmıştı.Fyssas’ın öldürülmesi bütün Yunanistan’da kitleleri faşizme karşı sokağa döktü. Protestocular, Altın Şafak’ın kapatılmasını ve faşistlerin cezalandırılmasını istiyor. Fyssas’ı bıçaklamaktan tutuklanan Giorgos Roupakias’ın, Altın Şafak kantininde çalışıyor olması da kitlelere son zamanlardaki saldırıların hepsinin münferit değil planlı olduğunu daha fazla düşündürüyor.
Altın Şafak nereden çıktı?
Hem 2. Dünya savaşında Alman faşizmine hem de 1967 – 1974 askeri cuntaya karşı ciddi bir antifaşist mücadele veren Yunan halkı nasıl oldu da faşistlerin yüzde 7 oy almasına izin verebildi? Yunanistan’ı sarsan ekonomik kriz bir yandan sosyalist solun daha da yükselmesinin yolunu açarken diğer yandan faşist parti Altın Şafak aracılığıyla faşistlerin ilk kez meclise girmesine de neden oldu. Yunanistan Avrupa’nın en yüksek işsizlik oranına sahip ülkelerinin başında geliyor. Hele genç işsizliği konusunda yüzde 60 gibi bir rekora sahip. (Avrupa Birliği rakamlarına göre, ikinci ülke İspanya’da gençlik işsizliği oranı yüzde 57 civarında.)
Altın Şafak lideri Nikos Michaloliakos, 2010’da Atina belediye meclis üyeliğine seçildi. Altın Şafak’ın kamuoyunda ilk ciddi görünüşü, parti başkanı Michaloliakos’un daha ilk gün diğer üyeleri Hitler selamıyla selamlaması üzerine oldu. Ancak o dönemde bile siyasi gözlemciler Altın Şafak’ın gelip geçici bir fenomen olduğunda birleşiyordu. Çünkü Altın Şafak, Michaloliakos’un 198O’de çıkarmaya başladığı, kapağında sürekli Hitler’in falan yer aldığı ve 1984’te ilgisizlikten kapanan bir dergiydi. Uzun süre sessiz kalan Nikos Michaloliakos, 1993’te Altın Şafak Siyasi Birliği’ni kurarak ortaya çıktı. Düzinelerce bezerleri gibi kriz zamanlarına kadar anlamsız bir biçimde varlığına devam etti.
Ekonomik kriz Yunanistan’da yerleşik düzen partilerinin hepsini altüst edince, yeni siyasal iklimde Altın Şafak’a da yer açıldı. Bazı yoksulların, kaybedenlerin, yeni yoksullaşanların bir kısmının sığınağı faşist Altın Şafak oldu. Elbette Altın Şafak, yoksullukta küçülen ekmeğini yabancılarla paylaşmak istemeyen yabancı düşmanlarının, eski faşistlerin de sığındıkları ilk kale oldu.
Altın Şafak polis yuvası
Halk, Altın Şafak’ın kapatılmasını istiyor. Ancak, Yunan Anayasası’nda parti kapatma diye bir maddenin ve hatta partiyi kapatacak bir merciin bulunmaması işleri bir yandan teknik olarak zorlaştırıyor, diğer yandan partiyi kapatarak kahraman haline getirmeyelim diyenler de hiçte az değil. Parlamentoda temsil edilen bütün partiler ve doğal olarak iktidar partisi, bu sıra, Altın Şafak’ı bir siyasi parti olarak değil de bir “suç örgütü” olarak tanımlamanın yollarını arıyor. Hatta hükümet bu tür bir organizasyonu kapatacak yasal değişiklik yapmaya çalışıyor.
Sol ise, Altın Şafak’ın bu denli güçlenmesinden ve cinayet işler hale gelmesinden biraz da hükümeti sorumlu tutuyor. Sol özellikle polisin tutumundan yakınıyor ve polisin Yeni Şafak teröristlerini cesaretlendirdiğini belirtiyor. Protestocular ve sol, Yunan polisinin aşırı sağcı olduğunu ve faşist Altın Şafak’ın saflarından çok sayıda polisin olduğunu ileri sürüyor.
Altın Şafak’ın açıklamaları ve bazı sandıklardaki seçim sonuçları da solun bu iddiasını doğruluyor. Altın Şafak, polislerin yüzde 60’ının oyunu aldığını iddia ediyor. Gerçekten de, son seçimlerde ağırlıklı olarak polislerin yaşadığı yerlerdeki sandıklardan Altın Şafak’a daha fazla oy çıkmasını, polislerin Altın Şafak’ı desteklediğine kanıt göstermek mümkün. Bunu yapanların sayısı hiçte az değil.
Her ne kadar, polisin yüzde 60 oranında Altın Şafak’ı desteklediği abartılı gibi görülse de, polisin, özellikle siyah tenli sığınmacılara karşı gerçekleştirilen faşist saldırılara göz yumduğu da bir gerçek. Özellikle Pakistanlı sığınmacılar sık sık faşistlerin linç girişimine uğruyor ve bu sırada polis çoğunlukla ortalıkta görülmeyerek faşistlere pasif destek vermiş oluyor. Altın Şafak üyelerinin karıştığı saldırılarda, son bir yılda yaklaşık 800 yabancı uyruklu kişinin yaralandığı ve en az 5 kişinin de hayatını kaybettiği bildiriliyor.
SYRIZA ne dediyse o oldu
Her neyse, son hükümet kurulmanda önceki Yunanistan’a dönelim. Yerleşik düzen partileri koalisyon kuramayınca, Yunanistan seçimlerinde yüzde 27 oy alan Radikal Sol Birlik (SYRIZA) da koalisyon görüşmelerinde bir nafile tur dönmüştü. SYRIZA, kurulacak bir koalisyonda yer alabilmesi için bazı şartlar ve sürmüştü. O şartlardan bazıları şöyleydi: Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve IMF borçları yeniden yapılandırılmalı ve acilen borç ödemeleri bir süreliğine ertelenmeli. Halkın yüzde 70’i o dönemde “bu şartlar altında borcumuzu ödememeliyiz” diyordu ve SYRIZA lideri Alexis Tsipras, Yunan halkına güveniyordu. Tsipras, alınacak yeni borçlarla da hiçbir şeyin düzeltilemeyeceğini ve kısa sürede yeni borçlanma yolları aranacağını belirtiyordu.
Elbette, Avrupa Birliği başta olmak üzere para verenlerin baskısıyla kimse SYRIZA ile koalisyona yaklaşmadı ve AB’nin istediği hükümeti çıkarmak için yeniden seçime gidildi. Yeni hükümet kuruldu. Sonra Alexis Tsipras, ne dediyse o oldu. Avrupa Birliği Yunanistan’a bir parti “kurtarma” paketi gönderdi. Yunanistan, çok sayıda kamu personelini işten attı. Personel çıkarma kolaylaştı ve özelleştirmeler hızlandı. Faşist saldırılar ve faşizme, krize, yoksulluğa, işçi çıkarmaya, özelleştirmeye karşı gösteriler de arttı. Birinci paket elbette yetmedi. Avrupa Birliği ikinci “kurtarma paketini” yola çıkardı. Kemer sıkma politikaları ve bu politikalara karşı gösteriler daha da arttı.
Avrupa Altın Şafak’ı istemiyor
SYRIZA’yı saf dışı bırakan, Yunanistan’da hükümete alınmasını istemeyen Avrupa Yunanistan’a parayı gönderiyor ama Altın Şafak’tan da pek hoşnut olduğunu söylemek mümkün değil. Altın Şafak’ın Avrupa’daki diğer faşist gruplarla ilişkili olduğu biliniyor.
Yunanistan, 2014’ten itibaren 6 aylığına Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenecek ve Avrupa, üyeleri insan öldüren faşist bir partinin parlamentoda olduğu bir ülkenin dönem başkanlığı görüntüsünü pek şık bulmuyor.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ve Eski Norveç Başbakanı Thorbjörn Jagland, Altın Şafak’ın “demokrasi için gerçek bir tehlike olduğunu” belirttiği açıklamasında Avrupa ülkelerinin “Yunanistan’ı ve bütün Avrupa’yı tehdit eden Altın Şafak’a müsaade edilmemesi gerektiğini söyleyerek bir anlamda Avrupa’nın tavrını da belli etmiş oldu.
Yunanistan ve Avrupa Birliği’nin, komünistlerle SYRIZA’dan kaçarken Altın Şafak’a tutulduğunu söylemek de mümkün. Ancak SYRIZA’nın da ne Avrupa’yı ne de Yunanistan’ı bırakmayacağı da kesin. Bugün (Pazar) yapılan Almanya seçimlerinde SYRIZA gibi Avrupa Solu platformu üyesi olan Die Linke’nin (Sol Parti) iyi bir sonuç alarak kapitalistlerin değil, emeğin Avrupa’sını güçlendireceği de kesin.

0 comments on “ALTIN ŞAFAK KAPİTALİST KRİZİN ÜRÜNÜ

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: