POLİTİKA

GÜNDEM ANAYASA, MEVZU DENGE DENETLEME

​283 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Denge ve Denetleme Ağı “2016 Anayasa Değişikliği Kanununun Denge ve Denetleme Açısından Değerlendirilmesi” raporunun tamamlanması nedeniyle  düzenlediği toplantıda Prof. Dr. Fuat Keyman ve Doç. Dr. Levent Korkut raporu değerlendirdiler.

Denge ve Denetleme Ağı Koordinasyon Grubu Üyesi Müjgan Suver’in yönettiği toplantıda Denge ve Denetleme Ağı’nın akademisyen üyeleri Prof.Dr. Fuat Keyman ve Doç.Dr. Levent Korkut görüşlerini dokuz madde ile özetlediler:

“1- Devletin yetkileri, organlar arasında görece eşit ölçüde paylaştırılmalı ve her bir organ kendine has yetkilere sahip olmalı.

2- Organların seçimi, kuvvetler ayrılığına uygun şekilde yapılmalı.

3- Her organ, diğerini denetleyici anayasal yetki, hak ve sorumluluğa sahip olmalı.

4- Hesap verilebilirlik sağlanmalı.

5- İnsan hak ve özgürlükleri garanti altına alınmalı.

6- Güçlendirilmiş yerel yönetimler olmalı.

7- Seçim sistemi, toplumdaki farklılıkların temsil edilmesini sağlamalı.

8- Resmi bilgiye erişim hakkı güvence altına alınmalı.

9- Karar alma süreçlerine katılım hakkı güvence altına alınmalı.

Referanduma sunulacak metni bu ölçütler açısından değerlendirmek tablonun netleşmesine katkıda bulunacaktır.

Halka sorulacak yeni idari sistemin özünün ne kadar ‘devlet’, ne kadar ‘vatandaş’ olduğuna verilecek yanıt da tartışmanın sağlıklı yürütülmesine en büyük katkıyı sağlayacaktır.”

DENGE VE DENETLEME ÖLÇÜTLERİ IŞIĞINDA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Anayasalarda gerçek anlamda işleyen bir denge ve denetleme sistemini sağlayan bazı unsurlar bulunur. Aşağıdaki tablo, bu unsurlar göz önüne alınarak belirlenen denge ve denetleme ölçütleri ışığında hazırlanmıştır.

Ölçüt-1: Devletin yetkileri, organlar arasında görece eşit ölçüde paylaştırılmalı ve her bir organ kendine has yetkilere sahip olmalı.

Konu: Cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi

Kanun cumhurbaşkanının partisi ile ilişiğinin kesilmesi koşulunu kaldırırken, kendisinin parti yöneticisi ve/ veya başkanı olup olamayacağına dair bir düzenleme yapmıyor. Türkiye’de siyasi partiler, disiplinli ve merkeziyetçi yapılarından dolayı, genel başkanın kontrolü altında çalışıyorlar. Örneğin milletvekili aday listelerine son halini genel başkanlar veriyor. Dolayısıyla milletvekilleri, seçildikleri taktirde, parti genel merkezlerinin ya da başkanlarının talepleri doğrultusunda hareket etmeyi tercih ediyorlar. Türkiye’de siyasi partilerin çalışma şekli tamamen ve sadece parti liderinin kontrolünde olmayacak şekilde düzenlenmediği sürece, cumhurbaşkanının partisiyle bağı kopmazken parti genel başkanı ve/veya yöneticisi olmasının önlenmemesi cumhurbaşkanının partisi üzerinden yasamayı kontrol etme olasılığına yol açabilir. Bu da yasama ve yürütmenin kuvvetler ayrılığı ilkesine göre oluşmasını ve ayrıca yasamanın yürütmeyi gerektiği gibi denetleyebilmesini engelleyebilir

Konu: Seçimlerin yenilenmesine karar verme

Mevcut Anayasa, cumhurbaşkanına belirli koşullara bağlı olmak kaydıyla ve kendi seçimlerini yenilemeden TBMM seçimlerini yenileme yetkisi tanıyor. Sözkonusu değişiklik kanunu ise cumhurbaşkanına bu yetkiyi hiçbir koşula bağlı olmadan veriyor. Bu yetkinin cumhurbaşkanına bu şekilde verilmiş olması, örneğin Meclisin cumhurbaşkanının veto ettiği bir yasayı salt çoğunlukla geçirebilme yetkisinin gücünü azaltan bir rol oynuyor. Meclisin, kendisini tek başına ve hiçbir koşul olmadan feshetme yetkisine sahip bir cumhurbaşkanının istemediği bir yasayı geçirmesi ya da onunla herhangi bir konuda uyuşmazlığa düşmeyi göze alması zor olacaktır. Bu durumda Cumhurbaşkanının kendi seçimini de yenilemeye karar veriyor olması bu yetkinin denge ve denetleme açısından sakıncalı olmasını değiştirmez. Çünkü yasama organı olan Meclis de halk tarafından seçilmektedir. Halkın seçtiği bir organı, bir başka organın feshetmesi doğru olmaz. Tam da bu nedenle dünyadaki demokratik başkanlık sistemlerinde karşılıklı fesih yetkisi bulunmaz. Bu iki organ tamamen farklı seçimlerle seçilir ve birbirinden bağımsız olarak çalışır. İkisinin de sistemin bütünü içindeki işlevleri ve yetkileri farklıdır. Karşılıklı olarak seçimlerin yenilenmesine karar veriyor olmak, bu fonksiyonel ayrılığa tamamen terstir. İki organı birbirine bağımlı kılan bir uygulamadır. Dolayısıyla denge ve denetlemeye uygun bir düzenleme değildir

Konu: Cumhurbaşkanı kararnameleri

Kanun yapma yetkisi yasama organına aittir. Dolayısıyla bu kanunda da yasa önerme yetkisinin sadece milletvekillerinde olması olumludur. Kanunun bu kısmı ile ilgili olarak denge ve denetlemenin kuvvetler ayrılığı ilkesi açısından sakıncalı olabilecek noktalar ise şunlar:1)Cumhurbaşkanı,TBMM’dençıkan bir yetki kanununa gerek duymadan ve çıkardıktan sonra da kararnameleri Meclise onaylatmadan bu yetkisini kullanabilecek. Mevcut durumda Bakanlar Kurulu, KHK çıkarırken bunu TBMM’den aldığı yetki kanununa dayandırmak zorunda. Dolayısıyla yapılan değişiklikle Meclis, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yayınlanma sürecinin tamamen dışında kalıyor. 2) Kanunda bu kararnamelerin sınırları belirtilmiş (temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ve siyasi haklar alanında çıkarılamaz, ancak bu sınırlamaların yetersizliği ve belirsizliği kararnamelerin kanun yerine geçmesine neden olabilir. Örneğin “yürütmenin alanına giren konular”ın sınırları hiçbir yerde tarif edilmiyor. Anayasada kanunla düzenlenmesi zorunlu kılınan konular ise sınırlıdır. Bunlar; a) Anayasa’nın 13. Maddesine göre temel haklar ve hürriyetler kanunla düzenlenmek zorundadır b) Anayasa’nın 38. Maddesi “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri”nin ancak kanunla düzenlenebileceğini söylemektedir c) Anayasa’nın 68. Maddesi “yükseköğretim kurumları elemanlarının siyasi partilere üye olmaları ancak kanunla düzenlenir” der. Dolayısıyla gördüğümüz gibi Anayasa’da kanunla düzenlenmesi zorunlu kılınan alan sayısı oldukça azdır ve sınırlıdır. Dolayısıyla bu koşul Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gibi bir düzenleme için yeterli bir sınırlama değildir. 3) Kararnamelerin karşısında, yasama organına ait tek dengeleyici unsur kanun gibi görünüyor çünkü kararnameler ancak aynı konuda Meclis tarafından çıkarılan bir kanun ile geçersiz kılınabiliyor. Birincisi, bu düzenleme Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ie kanunların aynı statüde olduğunu işaret ediyor. İkincisi, mevcut sistemde kanunların büyük çoğunluğu yürütme, yani Bakanlar Kurulu tarafından öneriliyor. Daha doğru bir ifadeyle, çoğunlukla Bakanlar Kurulu tarafından önerilen ve kanun tasarısı olarak adlandırılan tasarılar kanunlaşıyor. Önerilen kanun ile birlikte artık yürütme organı, yani Cumhurbaşkanı kanun öneremeyecek. Bu durumda eğer Meclis hiç kanun yapmazsa cumhurbaşkanı, kanunla düzenlenmeyen ve kanunla düzenlenmesi konusunda anayasal bir zorunluluk bulunmayan her konuyu kararname ile düzenleyebilir hale gelecek. Bu durum denge ve denetlemenin temel ilkelerine aykırıdır, yürütme organının yasamanın yetki alanına müdahalesi riskini taşımaktadır.

Konu: Olağanüstü hal

Sıkıyönetimin kaldırılıyor olması, sivil yönetimin güçlendirilmesi açısından olumlu bir değişikliktir. Kanun, olağanüstü halin süresi ve onaylanma biçiminde bir değişiklik yapmıyor. Ancak OHAL’in ilan nedenlerini artırıyor. Sonuçları birbirinden farklı olabilecek faktörler için alınacak önlemlerin sadece OHAL başlığı altında düzenlenmiş olması ve her duruma ilişkin temel hak ve özgürlüklerin nasıl düzenleneceğine ilişkin ayrı düzenlemenin yapılmamış olması denge ve denetleme açısından sakıncalı olabilir. Ayrıca daha önce yürütmenin çeşitli unsurları tarafından Bakanlar Kurulu’nda istişare edilerek alınan OHAL ilan etme kararı, bu kanunla birlikte, tek başına Cumhurbaşkanına bırakılıyor. Böylesi önemli bir kararın, en azından yürütmenin diğer unsurlarının, örneğin en azından Bakanların dahil edilmesiyle alınması, OHAL kararnamelerinin denetiminin anayasal yargı denetiminin dışında bırakılmaması daha yerinde olurdu. OHAL, mevcut haliyle de Türkiye’de özellikle denetimi açısından sorunlu bir uygulamadır. Halihazırda bir Anayasa değişikliği yapılırken bu uygulamanın bütün sorunlarıyla birlikte devamı yerine daha demokratik bir anlayışla yeniden düzenlenmesi yerinde olurdu.

Konu: Cumhurbaşkanı yardımcılarının, bakanların, yabancı ülke temsilcilerinin ve üst düzey kamu görevlilerinin atanması

Cumhurbaşkanı, yürütme organı olarak yardımcılarını, bakanları ve bunun yanında, dış devletlerdeki temsilcilerini tek başına atıyor ve görevden alabiliyor. Bu atamaların hiçbirinin Meclisin onayından geçmesi gerekmiyor. Bu da yasamayı, yürütme karşısında güçsüz kılıyor. Halbuki cumhurbaşkanının gerçekleştirdiği önemli atamalarda, yasama organı tarafından denetim yapılması gereklidir. Bu düzenleme, gerek yürütmenin denetimi ve hesap verebilirliğini sağlamak, gerekse de yürütmenin yasama tarafından dengelenmesini temin etmek açısından kritiktir. Yasama organının işlettiği ve “sorgulama” olarak da adlandırılan bu süreç, atamaların Meclis tarafından yapılması ve dolayısıyla atananların Meclise karşı sorumlu olabilmesi; böylece, yürütmenin yasama tarafından siyasi olarak denetimi ve güçlü yasama varlığı açısından gereklidir.

Konu: Cumhurbaşkanı yardımcılarının yetkileri

Atanmış cumhurbaşkanı yardımcılarının, seçilmiş bir cumurbaşkanı ile aynı yetkileri kullanıyor olması temel demokratik değer ve uygulamalara terstir. Sözkonusu kanunun yürütmenin başı olarak seçilmiş cumhurbaşkanına oldukça geniş yetkiler tanımaktadır. Dolayısıyla aynı yetkilerin, seçilmemiş ve atanması TBMM’nin onayından geçerek gerçekleşmemiş bir cumhurbaşkanı yardımcısı tarafından kullanılıyor olması denge ve denetleme açısından uygun değildir. Örneğin bazı başkanlık sistemlerinde, başkanın yardımcısı da başkan ile birlikte seçilir. Böylece başkan ile aynı yetkilere sahip kişinin de meşruiyetini cumhurbaşkanı ile aynı yerden, yani vatandaşlardan alması sağlanır. Çünkü bu yetkileri kullanabilme yetkisi cumhurbaşkanına vatandaşlar tarafından verilmektedir.

Konu: Yargının tarafsızlığı

Yargının bağımsız olduğu ifadesine, tarafsız olduğu ifadesinin eklenmesi olumlu bir değişiklik ancak yargının bağımsızlığını sağlayacak mekanizmalarla güçlendirilmesi gerekli.

Konu: Askeri yargının kaldırılması

Yargıda birliğin sağlanarak askeri yargının sadece askeri suçları kapsayacak alanda bırakılması önemli bir demokratik adımdır.


​Ölçüt-2: Organların seçimi kuvvetler ayrılığına uygun şekilde yapılmalı

Her organın yetkilileri, kuvvetler ayrılığına uygun olarak, aşamalı aralıklar ve farklı prosedürlerle, kısmen farklı seçmenler tarafından seçilir. Bu sayede farklı seçmenler tarafından, farklı zamanlarda yapılmış seçimlerle, devlet organlarında toplumun farklı kesimlerini temsil edecek, çoğulculuğu garantileyecek bir temsiliyet sağlanmış; dolayısıyla da devlet organlarında denge ve denetleme tahsis edilmiş olur.

Konu: Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin seçim tarihlerinin düzenlenmesi

Seçmenler de sistemde dengeleyici rol üstlenebilirler. Cumhurbaşkanını ve milletvekillerini farklı siyasi gelenek ya da partilerden seçerek yasama ve yürütme organı arasında bir denge kurmayı gözetebilirler. Bunun için, ya iki organın seçimleri farklı günlerde yapılmalı ya da seçimler aynı gün yapılsa bile arada kısmi seçim olmalıdır. Ayrıca yürütme yetkisinin tek bir kişiye verildiği bu sistemde, bu görevi yerine getirecek olan kişinin görev süresinin net ve hiçbir esnemeye olanak vermeyecek şekilde çizilmesi, denge ve denetleme açısından daha uygun olacaktır.

Kanuna göre, cumhurbaşkanının ikinci döneminin ortasında seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi durumunda cumhurbaşkanı yeniden aday olabilmektedir. Bu da aynı kişinin yaklaşık 15 yıl boyunca cumhurbaşkanlığı yapmasını mümkün hale gelebilmektedir. Yürütme gibi önemli bir gücü tek başına elinde bulunduran kişinin bu kadar uzun süre görevde kalabilmesi denge ve denetim açısından uygun değildir.

Konu: HSK’nın seçimi

Daha önce HSK üyelerinin atamalarının tamamı cumhurbaşkanı tarafından yapılırken şimdi Meclise de seçim yapma yetkisi tanınmış olması olumlu bir adımdır. Burada denge ve denetleme açısından dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Cumhurbaşkanı tarafından atanan Adalet Bakanı ve onun seçtiği müsteşar da kurulun doğal üyesi olabilecekler. Dolayısıyla onların belirlenmesinde de cumhurbaşkanı etkili olacak. Ayrıca cumhurbaşkanı seçimiyle Meclis seçimlerinin birlikte yapılacak olması cumhurbaşkanı ile Meclis çoğunluğunun aynı siyasi gelenekten gelme olasılığını ortaya koyuyor. Bu da Meclisin yaptığı seçimlerde de yine cumhurbaşkanının belirleyici olma olasılığını ortaya çıkarıyor. cumhurbaşkanının seçimleri hiçbir koşula bağlı olmadan istediği zaman yenileyebilme (ve aynı zamanda kendi seçimini de) yetkisi ise Meclisin cumhurbaşkanının yönelimleri dışında hareket etmesini zorlaştırıcı bir rol oynuyor


Ölçüt-3: Her organ, diğerini denetleyici anayasal yetki, hak ve sorumluluğa sahip olmalı.

Konu: TBMM’nin denetim mekanizmaları

Yasamanın yürütmeyi denetleyebilmesi için bu denetim mekanizmalarının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün olmalıdır. Meclis araştırması ve genel görüşme mevcut durumda da bir etkisi olan denetim araçları değildir. Kanunda dile getirilen yazılı soru konusunda ise; cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların yazılı soruya yanıt vermelerini zorunlu kılacak bir yaptırım bulunmamaktadır. Meclis soruşturması açılabilmesi için gerekli oranlar ise çok yüksektir. Eğer Meclisin başka etkin denetim mekanizmaları olabilseydi tek başına bu oranların yüksekliği büyük bir sorun teşkil etmeyebilirdi ancak sözkonusu kanunda Meclisin elinde bulunan diğer denetim araçları son derece etkisiz denetim araçlarıdır. Her şeyden önemlisi ise, Meclisin bu denetim yetkilerini kullanabilmesi için, yürütmenin tesiri altında kalmadan teşekkül etmesi, yani seçim sisteminin ve siyasi partilerin işleyiş biçiminin değişmesi şarttır.

Konu: Anayasa Mahkemesi ve kararnamelerin denetimi

Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’ya uygunluk denetimi yapacağı yapabileceği normlar arasına cumhurbaşkanlığı kararnameleri ekleniyor. Anayasa Mahkemesi’nin denetleyici rolünü yerine getirebilmesinde bir kez daha yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanması önem kazanıyor. Kanunda, OHAL kararnameleri, Anayasa Mahkemesi denetiminin dışında bırakılıyor. Şu anda da OHAL kararnameleri Anayasa Mahkemesi denetiminin dışında bulunuyor. Ancak bu denetim ve hesap verebilirlik açısından şu anda da sorunlu bir uygulamadır. Anayasa değişikliği sırasında bu düzenlemenin anayasal yargı denetimine açık olacak şekilde gerçekleştirilmesi denge ve denetleme açısından uygun olurdu.

Konu: Yargı denetimi ve yargının bağımsızlığı

Burada yargının denetim fonksiyonu açısından dikkat edilmesi gereken şudur; HSK, yargının görev ve sorumlulukları gereği yargının bütün yapısını belirleyici bir role sahip. Örneğin yeni değişiklik önerisine göre, cumhurbaşkanının atamalarla ve kamu tüzel kişiliği kurma ile ilgili faaliyetleri idari yargı denetimine tabi. Yukarıda Ölçüt 2’nin altında HSK seçimlerinde denge ve denetleme açısından oluşabilecek sakıncaları belirtmiştik. Dolayısıyla bu durum sadece HSK’nın değil, bütün yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ve dolayısıyla idari yargının denetim fonksiyonunu etkileyebilecek bir durumdur.

Konu: Bütçe ve kesin hesap

Yasamanın, yürütme üzerindeki en etkili denetim araçlarından biri, bütçedir. Meclis bütçeyi onaylamadığı sürece yürütme icraatta bulunamaz. Kanunda, bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması durumunda, geçici bütçe kanunu çıkarılması, bunun da yapılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar, bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanması öngörülmektedir. Ayrıca yine kanunda, kesin hesap kanunu teklifinin yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülerek karara bağlanacağı belirtilmektedir. Bir önceki yılın bütçesinin, yeniden değerleme oranına göre artırılarak devamını öngörmek, yasamanın bütçe gücünü zayıflatmak anlamına gelmektedir. Kesin hesap kanununun görüşülmesi ile yeni yıl bütçe kanun teklifinin görüşülmesi ise, ayrı zamanlarda yapılmalı ve hatta bir önceki yılın bütçesinin denetimi anlamına gelen kesin hesap kanunun görüşüldüğü komisyon başkanlığı, muhalefet partilerinden biri tarafından üstlenilmelidir. Bunlar, TBMM’nin bütçe aracılığıyla yürütme üzerinde etkin denetim yapmasını sağlayacak mekanizmalar olacak, böylelikle daha güçlü bir denge ve denetleme sistemi kurulacaktır.


​Ölçüt-4: Hesap verebilirlik sağlanmalı.

Konu: Cumhurbaşkanının hesap verebilirliği

Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunun kapsamının sadece vatana ihanet ile sınırlı tutulmayıp genişletilmesi olumlu bir değişiklik. Ancak kanunda cumhurbaşkanını siyasi saiklerle görevden uzaklaştırmayı sağlayabilecek, diğer başkanlık sistemlerinde bulunan ‘impeachment’ olarak adlandırılan bir yöntem bulunmuyor. Kanun, cumhurbaşkanının Yüce Divan’a sevk edilmesini çok zor koşullara bağlıyor. Dolayısıyla burada Meclisin nasıl teşekkül ettiği yani seçim sistemi ve siyasi partilerin işleyişi bir kez daha önem kazanıyor

Konu: Cumhurbaşkanı yardımcılarının hesap verebilirliği

Denge ve denetleme sisteminde herkesin hesap verebilir olması önemlidir, atanan Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların adi suçlardan dolayı dokunulmazlıklarının olması bir eksikliktir. Ayrıca Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında soruşturma açılması için öngörülen oranlar çok yüksektir. Üstelik bu kişiler seçilmiş değildir, atanma süreçlerinin herhangi bir aşaması TBMM’nin onayına tabi değildir. Cumhurbaşkanı bu kişileri tek başına atamaktadır. Denge ve denetleme açısından, hukuki ve siyasi sorumluluğun hesap verebilirliği sağlayacak şekilde düzenlenmesi önemlidir.


Ölçüt-5: İnsan hak ve özgürlükleri garanti altına alınmalıdır.

Konu: Temel haklar ve hürriyetler ve kararnameler

Anayasalarda denge ve denetlemenin kurulurken gözetilen en önemli husus temel hak ve hürriyetlerin korunması ve devletin bu açıdan sınırlandırılmasıdır. Sözkonusu kanunda özellikle cumurbaşkanı kararnamelerinin sınırlandırıldığı bölümde temel hak ve hürriyetler hakkında cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarılamayacağı belirtilmiştir. Bu olumlu bir sınırlamadır. Ancak kanunda özellikle OHAL ile ilgili bölümde temel hak ve hürriyetlerin gerektiği şekilde gözetilmediği görülmektedir. OHAL gibi, insan hak ve özgürlüklerinin ihlale en açık olduğu dönemlerde yapılan uygulamaların ve alınan kararların denetimindeki sorun, mevcut sistemde olduğu gibi, önerilen sistemde de devam etmektedir. Üstelik mevcut sistemde OHAL ilanı gibi bir karar cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nun kolektif kararı iken önerilen sistemde tek başına cumhurbaşkanının alacağı bir karar haline gelmektedir.


​Ölçüt-6: Güçlendirilmiş yerel yönetimler olmalı.

Kanunda, yerel yönetimlere ilişkin bir öneri bulunmuyor. Denge ve denetlemeye uygun bir tasarımda, yerel yönetimler merkezi idarenin dengelenmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Katılımcı ve gücü artırılmış bir yerel yönetim demek, vatandaşların yerel yönetime katılım mekanizmalarının güçlendirildiği, şeffaflığın sağlandığı bir yerel yönetimdir. Dolayısıyla özellikle vatandaşların karar mekanizmalarına katılımında yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin büyük önemi vardır. Üstelik yerel yönetimleri güçlü bir devlet, vatandaş katılımına daha açık olduğundan meşruiyeti yüksek bir devlet olacaktır.


Ölçüt-7: Seçim sistemi, toplumdaki farklılıkların temsil edilmesini sağlamalı.

Hükümet sisteminde değişiklik öngören Kanunun seçim sistemi ve siyasi partiler rejiminde bir düzenleme yapmaması, denge ve denetlemenin gerektiği şekilde kurulmasını önlüyor. Meclis siyasi partilerden oluştuğu için, yürütmeyi denetleyecek yasama organının, çoğulculuğu sağlayacak süreçler sonucunda oluşması önem kazanıyor. Seçim sistemi, Meclis üyelerinin kişisel özelliklerinin, seçilme kriterleri bakımından, parti mensubiyetlerinin önüne geçeceği şekilde düzenlenmeli. Böylece, milletvekillerinin parti yönetimine ve bu arada yürütmeye karşı bağımlılıkları en düşük düzeyde kalmalı. Bu durum, hem yürütmeyi denetleme ve dengeleme fonksiyonuna katkı sağlar hem de tıkanıklıkların aşılmasına imkân sunar.


​Ölçüt-8: Resmi bilgiye erişim hakkı güvence altına alınmalıdır.

Anayasa değişikliği kanununda doğrudan bu alanı düzenleyen bir öneri bulunmuyor. Şunu unutmamak gerekir ki demokrasi de denge ve denetleme de öncelikle bilgiye erişimden başlar. Şeffaflık, katılım, hesap verebilirlik, denetim gibi en temel demokratik unsurların tamamı eğer vatandaşların resmi bilgiye erişim kanalları açık değilse işlevsizleşir, anlamsızlaşır. Dolayısıyla organlar arası güç dağılımını yeniden yapan bir düzenleme mutlaka bu hakkın gerçekleşmesini en öncelikli şekilde garanti altına almalıdır.


Ölçüt-9: Karar alma süreçlerine katılım hakkı güvence altına alınmalıdır.

Türkiye’de mevcut sistemde de vatandaşların karar alma süreçlerine katılımlarının denge ve denetlemeyi sağlayacak şekilde düzenlendiğini söylemek mümkün değildir. Sözkonusu kanunun bu eksiği giderecek hiçbir düzenleme içermemesi, vatandaşların katılımı meselesinin önerilen sistemde de bir sorun olarak devam edeceğini göstermektedir. Ne bu kanunun hazırlanma ve gerek Anayasa Komisyonun’nda, gerekse TBMM Genel Kurulu’nda görüşülme sürecinde hiçbir şekilde vatandaşların, sivil toplumun görüşlerini alacak mekanizmalar öngörülmemiş, katılımın olanakları yaratılmamıştır. Bu, daha baştan bir meşruiyet sorununa yol açmaktadır. Kanunun içeriği ile ilgili olarak ise; hükümet sistemi değişikliği gerçekleştirilirken yeniden organize edilen organlar arası görev ve yetki dağılımı arasında vatandaşların ve sivil toplumun buralarda öngörülen karar alma mekanizmalarına nasıl katılacağına dair hiçbir düzenleme yapılmadığı görülmektedir. Başta da belirttiğimiz gibi, bütün sistemler her şeyden önce ve en önemlisi vatandaşlara hesap vermekle yükümlüdür. Yeterli ve etkin katılım kanalları olmadığı sürece vatandaş ve devlet arasındaki hesap verebilirlik ilişkisi hiçbir zaman gerektiği gibi kurulamaz. Bu da vatandaşların gözünde devletin eylem ve kararlarının meşruluğunu zayıflatır. Dolayısıyla denge ve denetleme açısından karar alma süreçlerine katılım hakkının güvence altına alınması hayati öneme sahiptir.

Raporun özeti

hakkında

Politus Editör

0 comments on “GÜNDEM ANAYASA, MEVZU DENGE DENETLEME

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: