Dergiler POLİTİKA SİYASETİN SARKACI

HATİCE KAPUSUZ: EKSİK OLANA EKSİĞİ, DOĞRU OLANA DA DOĞRUYU SÖYLEDİK

KADER her seçim döneminde, iyi kampanyalarla çıkış yapıyor, kendinden bahsettiriyor. Bu dönemki kampanyanız da öyle… Böyle bir kampanyaya neden gerek duyuyorsunuz?

Türkiye demokrasi tarihinde kadın temsiliyetine baktığımızda Türkiye’nin çok kötü bir karnesi var. Aslında temsil edilmeyen bir kadın varlığı söz konusu. İşte %10’u aştığımız tek bir dönem var, onun öncesinde hiç temsil edilmediği, 3-4 vekille temsil edildiği dönemler var. Aslında Meclis’te kadın vekillerin artış gösterdiği tarihler 80 sonrasına denk geliyor. 80 sonrasında kadına yönelik şiddetin artması, sol örgütlerde kadınların örgütlenmesi, şiddet üzerinden dayanışmaya başlamalar etkili oluyor. Aslında 80 sonrası Türkiye’de kadın örgütlerinin de güçlendiği bir tarihsel sürece denk geliyor ve bunun bir izdüşümü olarak da parlamentoda da kadın temsiliyeti artmaya başlıyor.

Kadın hareketinin meclisle ilişkisi sadece temsiliyetin arttırılması üzerinden değil, kadınlara dönük yasaların iyileştirilmesine dönük ciddi çalışmalar var. Kadın Bakanlığı’nın kurulması gibi, Medeni Kanun’daki değişiklikler gibi kadın hareketinin çeşitli çalışmaları parlamentoya yansıyor. Temsiliyetteki artışında da buna paralel artması, en azından 3’te 1 oranında temsil edilmesi gerekir. Bizim yaklaştığımız en yüksek oran 24. Dönem’de %14’dür. 

Haliyle kadınların yeterli temsiliyeti sağlamaları ve bu anlamda dönüşümü gerçekleştirmeleri için gerekli orana hiç ulaşamadıklarını, o yüzden de yapısal bir dönüşüm gerçekleştiremediğini görüyoruz.

CHP’nin önseçim uygulaması önemliydi bence. Tabana yayılması, oy kullanan profilin rakamsal olarak artması önemli bir adımdı ama mesela tüzüğündeki önseçimlerde bir mekanizma olarak koymadığını gördük. HDP’nin bu noktada Kadın Meclisi aslında kısmen iyi bir örnek olarak ortaya çıktı. Orada sadece kadınların söz sahibi olduğu ve kadın adayların hem kim olacaklarına hem de sıralarına kadınların karar verdiği bir mekanizmayı kurmak iyi görünüyor. Şu durduğumuz noktada; ön seçim uygulamasının ve Kadın Meclisi mekanizmasının bu seçim için iyi uygulamalar olarak kenara not düşebiliriz.

Dolayısıyla siyasi partilerin tamamen keyfine bırakılmış, onların demokrasi anlayışı, temsiliyet algısı üzerinden şekillenen bir kadın temsiliyeti var önümüzde.

Bunları engellemek için parlamentoda kadınların yarı yarıya var olması gerekiyor. Partilerin yarısını aslında kadınlar oluşturuyor. Kadın kolları var, tüzüklerde kadınlarla ilgili düzenlemeler var. Ama karar verme aşamasına geldiklerinde kadınların parlamento dışında kaldığını görüyoruz. CHP’nin %30’luk cinsiyet kotasını uygularken kadınları seçilemeyecek yerlerde kullandığını görüyoruz. MHP’ye bakıyoruz, bir sürü kadın adayı var ama bir tanesi ezkaza seçiliyor. AKP’ye baktığımızda oy oranı sebebiyle çok kadın çıkarabiliyor ama kendi için daha önemsiz gördüğü yerlerde kadınları aday göstermeyi tercih ettiğini görüyoruz. Haliyle aslında partilerin uzlaşma sağladığı tek konu bu.

İşte bütün bunlar KADER’in bu kampanyaları düzenlemesinin gerekçesi olarak ortaya çıkıyor. 

2015 Kampanyanızdan bahsedelim biraz. Kampanya nasıl hazırlanıyor? Kampanyanın teması, çalışmaları nasıl belirlendi, görsel tasarımları kimler yapıyor, arka planda nasıl bir çalışması var biraz onlardan bahsedebilir misiniz?

Kampanya aslında İstanbul’da çekirdek bir ekip tarafından hazırlanıyor. Daha sonra Danışma Kurulu tarafından değerlendiriliyor ve revize ediliyor. Hatırlarsanız önceki KADER kampanyaları üç büyük partiyi hedef almıştı ve üç parti üzerinden sözünü üretmişti. Bu sefer üçü dışında parlamentoda olan ve daha eşitlikçi farklı bir uygulaması olan HDP’yi de dahil ettik. Eş başkanlık sistemi nedeniyle onlara olumlu bir söz söylediğimizde partilere karşı eşit mesafeyi bozuyoruz muyuz endişemiz oldu ama bu olumlu sözü söylememenin kendisini eşitliğe aykırı bulduk. İyi olana iyi bir şey söylememiş oluyoruz. O yüzden tartışmanın eksenini aslında bu oluşturdu. Üç partiyi mi hedef alacağız, tüm partilere dönük bir kampanya mı kuracağız? Parlamentodaki dört partiyi de temel alacaksak sözü nereden kuracağız? Tartışmalarımız bu şekildeydi. Buradaki tartışma nihai olarak “Eksik olana eksiği; doğru olana da doğruyu söylediğimiz oranda eşit mesafeyi koruyabiliriz” fikrine bağlandı.

Eşit mesafe meselesi önemli. Eşitlik anlamında herkese aynı muameleyi yapmak eşitsizlik doğuran bir şeydir. Yerel seçimler kadın temsiliyeti konusunda bizim için tam bir fiyaskoydu. Tabloyu görece düzelten HDP vardı. Bu sebeple iyi uygulamayı görünür kılmak ve iyi uygulamayı vurgulamanın gerekli olduğu konusunda uzlaştık.

Kampanya’nın yaratıcı kısmını Öykü Ajans, bundan önceki kampanyalarda olduğu gibi, ücretsiz yaptı. Biz yalnızca baskı parası ödedik. Billboard’ları da Stroer-Kentvizyon ücretsiz olarak bir haftalığına tahsis etti. İstanbul’da 36 noktada, Ankara’da, İzmir’de ve Bursa’da billboard’lara çıkıldı. Billboard dışında başka mecra kullanılmadı. Basın toplantısı yaparak kampanyayı tanıtıldı. Basın ilanı yapmadık ancak basında toplantıdan sonra görsellerle birlikte yansımaları oldu.

Kampanyanın geri dönüşleri nasıl oldu?

KADER’in birkaç yıldır hem medyada hem başka alanlardaki dönüşümle birlikte görünürlük noktasında (tüm kadın örgütleriyle birlikte) bir sorunumuz var; hak temelli yapılan çalışmalar ana akım medyada söz sahibi olamıyorken, daha farklı öncelikleri olan örgütlenmeler söz sahibi olabiliyorlar. Kampanyanın görünürlüğü ne zaman arttı? Adaylar açıklanıp, rekor olarak deklare edildikten sonra arttı. KADER kampanyasıyla ulusal ve yerel medya kanallarına çıktık, konuk edildik. Fakat bu çok geçti. Kampanya öncesinde görünür olmak, sonuçları etkileyebilirdi. 

Kampanya Türkiye’nin gündemi sebebiyle biraz geç kaldı ve o yüzden yeterince gündeme oturmadı. Çünkü birçok partinin aday belirleme yöntemleri belli olmuştu. Bu yöntemler temel olarak kadınları dışlayan yöntemlerdi. 

Bir yandan bir grup arkadaş da medyadaki kadın konuk oranını izliyorlar. Ekibin adı “Taraflı Bölgeler”. TV programlarında kadın konuk, erkek konuk oranını takip ediyorlar. Çok ironik oranlarda kadın konuk çıkıyor bu programlara. Örneğin CHP ön seçim yapmış, konu “CHP ön seçiminden gençler ve kadınlar çıktı”. Onun tartışılacağı programda bir tek kadın yoktu.

Medyadaki insanları, kanaat önderlerini dürtüyor olmamıza rağmen, ciddi bir cinsiyet körlüğüyle karşılaştık. Bu açıdan baktığımızda algıları çok dönüştürememişiz, bizim söylediklerimiz onları çok dönüştürememiş gibi görünüyor. Daha sonra adaylar belli olduktan sonra Ezgi Başaran, “Aaa dayım! Yok yengen!” şeklinde bir yazı yazdı. Onun dışında çok memnun değiliz. Bu ve birkaç yazı dışında medyanın bu olayı görüşünü ve ele alışını cinsiyet körü olarak değerlendirebiliriz.

Kadınları siyasette güçlendirme üzerinden siyaset okulları devam ediyor KADER’in. Aslında yoğun bir ilgi ile de seçimler öncesinde beş tane okul gerçekleştirdik. Aday olduktan sonra bizimle ilişkiye giren kimse olmadı ama aday adaylığı sürecinde konuştuğumuz arkadaşlar oldu. Onların karşılaştıkları zorlukları derlemeye çalıştık. Adaylık belli olduktan sonra daha çoğunlukla partiyle yürüyor çalışmaları. Siyaset okullarının güzel bir tarafı var. Bizim hem siyaset okullarında, hem kadın lansmanlarında bir araya geldiğimiz ve parlamentoya giren kadın vekiller seçildikten sonra da bizimle ilişkilerini devam ettiriyorlar. Onlar bizim meclisteki kontak noktamız oluyorlar. Siyaset okulu sürecinin adaylık sürecinde olmasa da parlamentoya yansıyan bir etkisi oluyor. 

Kadın adaylarla çalışırken, bir çok kadının kürsü deneyimi olmadığını görüyoruz. Arka bahçede koşturdukları için kürsü deneyimleri yok, hitabet konusunda kendilerini geliştirmemiş durumdalar. Oysa bütün adayları kadın Komünist Partisi örneği Dünya’da bir ilk. İkincisi bu bir siyasi deneyim aslında. Diğer partilerde de aday olan ya da aday aday olan ama gösterilmeyen kadınlar için de o sürecin kendisi de bir deneyim. Nerde ilişki kurması gerekiyor, söylemini nasıl oluşturması gerekiyor, nerelerle bağlantı kurması gerekiyor… Bunlar çok önemli deneyimler. Buradan baktığımda aday olma süreci o insanlar için bir deneyim. O yüzden bunun güçlendirici bir etkisi olduğunu düşünüyorum.

Gazi Üniversitesi Ekonometri mezunu. SHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcılığı (1991-1995) ve CHP TBMM Milletvekili Danışmanlığı yaptı. SODEV'de Ankara Temsilciliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Sekreterlik görevlerini üstlendi. CHP Ankara İl Başkan Yardımcılığı (2011), CHP Çankaya İlçe Eğitim Sekreterliği (2011-2013) yaptı. 2014'den beri Çankaya Belediye Meclis Üyesi (CHP) ve CHP Genel Merkez Kültür ve Sanat Platformu Üyesi. Bireşim (1995), Birlikte (2005) ve Politus (2010) dergilerini yayınladı.

0 comments on “HATİCE KAPUSUZ: EKSİK OLANA EKSİĞİ, DOĞRU OLANA DA DOĞRUYU SÖYLEDİK

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: