15-DİJİTAL AKTİVİZM

Heyecanlı zamanlar sonrası dijital aktivizm

GÜNÜMÜZDE FARKLI AKTİVİZM BİÇİMLERİ

Dijital Aktivizm bir kavram olarak Arap Baharı döneminde (2011-2012) popülerliğinin zirvesini yaşadı. Aslında internetin halka açılmasından itibaren aktivizm amaçlı kullanılması da başlamıştı. 1999’daki Seattle Dünya Ticaret Örgütü zirvesinin durdurulmasında internet üzerinden koordinasyonun sağlanması belki de önemli bir dönem noktasıydı (örnek bir çalışma için bkz. (Kahn ve Kellner, 2004). Benim gibi birçok kullanıcı ilk defa o zaman internetin aktivizm aracı olarak kullanılabileceğine inandı. Tabi ki ilk zamanlardan Zapatista hareketinin (Gelsomino, 2010) katkıları da unutulamaz. Ancak bu yazıda ilk dönemlerden çok günümüzdeki pratiklere bakmak istiyorum. Diğer yazılardan yeterince tarihçe bilgisi alınacaktır. Baştaki Arap Baharı vurgusuna dönecek olursam; bu dönemde internetin oynadığı rol üzerine çok büyük bir literatür ortaya çıktı. Hemen sonra Occupy Hareketi, Türkiye’de Gezi Direnişi, çeşitli “renkli” devrimler vb. Ancak bu aktivizm biçimi belki de en büyük zararı yine bu yıllarda ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın desteği yüzünden gördü. İnternet Özgürlüğü’nü (Clinton, 2011) bir prensip olarak deklare eden Clinton yönetimi aslında çoğunlukla ABD hükümetinden bağımsız olarak gelişen, kendi soyağaçları olan birçok dijital aktivizm hareketine gölge düşmesine neden oldu.

Arap Baharı tam olarak başlamadan önce Morozov dijital aktivizm aleyhine belki de en ağır metni yayınladı (2012). Eserinde dijital aktivizmin hem emperyalistler hem de otoriter rejimleri tarafından nasıl manipüle edilebileceğini, dijital araçların bir gözetim aracına dönüşerek aktivistlerin takibini kolaylaştıracağını iddia ediyordu. Ortadoğu’daki gelişmeler Morozov’u haksız çıkarır gibi olsa da sonraki yıllarda dijital aktivizmin ilerici ve statüko karşıtı konumlanmasına karşı daha birçok leke sürülecekti. Ağırlıkla bireyler ve toplulukların elinde olan dijital akvitizme değişik biçimlerde devlet müdahaleleri daha çok görülür oldu. Daha önce duyarsız kalan birçok devlet de Arap Baharından sonra dijitalle ilişkisini güncelledi. Bu arada daha önce pek de düşünülmeyen yeni bir sorun daha ortaya çıktı: Büyük teknoloji devleri ve onların internet üzerinde kurduğu tekelimsi yapılar. Bu devler bazen devletlerle işbirliği yapıyor, bazen de onlardan bağımsız olarak kullanıcıların iradelerine engeller koyuyorlar.

Örneğin telif hakkı bahanesiyle interneti arşivleyen Archive.org’daki kopyalar sildirilebiliyor. Kendi ülkesinde engellenmiş ve hatta dijital varlığı sonlandırılmış bir siteyi artık orada da göremiyoruz, çünkü siyasi nedenler değil de telif hakkı bahane edilerek engelleme devam edilebiliyor (Bixenspan, 2018, bu süreci ayrıntılı bir şekilde anlatıyor). Büyük teknoloji devleri reklam ve başka biçimlerde kar odaklı hareket ettiğinden ve algoritmaları da ona göre şekillendirdiğinden önümüze düşen içerik de ona göre şekilleniyor. “Bedava kullanım” aslında dijital emeği ve yeni sömürü mekanizmalarını tetikliyor. Facebook etkisi de denebilecek süreç sonucunda internette anonim olarak varolabilmek de zorlaştı. Anonimlik anaakımda kriminalize edilirken bunun sıradan vatandaşın kişisel mahremiyetine olan katkısı bilinçli olarak gözardı edildi.

Mobilleşmeyle birlikte internet erişimi daha da kolaylaştı ama sayısal eşitsizlikler daha sofistike biçimlerde varolmaya devam ediyor. Dijital yetenekleri geliştirmek için yeni seferberlikler gerekiyor. Bu arada özellikle 2016 Amerikan seçimlerden sonra devletler eliyle koordine edilen hacking ve siyasi trollük eylemleri de ayrıca not edilebilir. Hem otoriter rejimler hem de demokratik rejimler giderek artan şekilde internet erişiminden engellemekten dijital gözetimi yoğunlaştırmaya kadar birçok pratik sergiliyor (bunların bir özeti için bkz. Michaelsen ve Glasius, 2018). Bu da yeni medyanın kamusal bir alan olarak sıradan vatandaşın erişimine açılmasını büyük ölçüde kısıtlıyor.

Bu görece uzun girişi moral bozmak için yapmadım. Buraya kadar okumaya dayanabildiyseniz amacım bundan sonra anlatacaklarıma bir ekonomi politik bağlam sunmaktı. Genellikle dijital aktivizm anlatıları büyük ölçüde romantize edilerek gerçekleşiyor. Daha nesnel bir şekilde aslında yapılabilecek çok şey olduğunu ve bir devrim yaratmasa bile vatandaşların hayatını daha iyiye getirmekte çeşitli aktivizm biçimlerinin işe yarayabileceğini göstermek istedim. Şimdi bunlara bir göz atalım.

Bu yazıya ilham veren çalışma New Media and Society dergisinin bir özel sayısı oldu (Kaun ve Uldam, 2018b). Dijital aktivizm trendlik sonrasında ne durumda, ümit verici ne gibi çalışmalar oluyor sorularına cevap arayan çalışma, aynı zamanlarda yazdığım başka bir yazıyla da (Saka, 2019) örtüşen fikirlere sahip. Hem bu özel sayıdaki örneklerden hem de bunlar dışında gerçekleşenler üzerinden bu alanın hala ümit vaad eden bir alan olduğunu iddia edebilirim. Listelemeye başlamadan önce Sandor Vegh’in (McCaughey ve Ayers, 2013)’te yaptığı kategorizasyona değineyim: Vegh’e göre dijital aktivizm üç ana kategori var: Farkındalık/Savunuculuk; örgütlenme/seferberlik; aksiyon/reaksiyon. Farklı teorisyenler farklı kategorileştirmeler yapabilir. Burada eylem biçimlerinin tek tip olmadığını, farklı katmanlarda gerçekleşebileceğini işaret etmek için bir örnek vermiş oldum. Son olarak, hiçbir pratiğin tek başına yeterli olamayacağını belirtmiş olayım. Tabi ki istisnai durumlar var ama genelde bu pratikler daha büyük bir sürece katkı sağlama işlevi görüyorlar.

Siyasi hiciv

Kullanıcıların otoritelere karşı genellikle anonim hesaplarla açtıkları siyasi hiciv hesapları kamuoyunu etkileyebilecek güce erişebiliyor. Özellikle söylemsel alanda etkili olan bu eylem biçiminde kurulmak istenen imaj sarsılabilir. Ferrari, İtalya üzerinden bu aktivizm biçimini yorumlamış (2018) ama Türkiye’de de gayet tanıdık bir pratik bu.  Ferrari çalışmasında bu tip satiristlerin genelde bir aktivizm geçmişi olduğunu ve eğitim düzeylerinin yüksek olduğunu belirtiyor. Türkiye’de özellikle “caps” diye bilinen İnternet mimleri (Gerbaudo, 2015) siyasi hicivin kolektif olarak icra edildiği araçlardan biri olarak işlev görmeye devam ediyor.

Veri Aktivizmi

Yukarıdaki başlıkla da ilişkili olarak bir tür “veri aktivizmi”nden (Milan ve Velden, 2016) bahsetmek mümkün. Kamuoyuna bilgi sunma  çabaları ile otoriter rejimlerin veri kirliliğine karşı veri doğrulamadan veri tabanları oluşturmaya kadar yapılabilecek birçok şey var. Küresel anaakım medyanın “fake news” yüzünden paniklediği bu dönemlerde enformasyon doğrulamaya kafa yoran inisiyatiflerin itibarı yüksek olacaktır. Günümüzde verinin ne kadar önem kazandığını düşünürsek bu alanda yapılacak aktivizm türlerinde de çeşitliliğin artacağı varsayılabilir. Kriz haritalandırmasından çözüm odaklı hackathon’lara kadar yapılabilecek birçok pratik var.

Özellikle Batılı akademisyenler arasında yaygınlaşan açık erişim hareketini de burada anabiliriz. ABD’de iken edindiğim izlenim http://gen.lib.rus.ec/ gibi Rusya kökenli bazı sitelere Batılı akademisyenlerin ve aktivistlerin de içerik sağladığı yönündeydi. Tabi burada Aaron Swartz’ı anmadan geçmeyelim. Açık erişim her zaman korsanlık düzeyinde olmak zorunda olmayabilir. University of California gibi bazı üniversiteler akademik yayıncılarla müzakereye oturdu ve akademik yayınların daha açık hale gelmesini sağlayan süreçler yaşandı.

Büyük teknoloji devlerine alternatif olarak Özgür Yazılım

Velkova (2018) Rusya’da Sibirya’nın Moğolistan sınırına yakın bir bölgesinde Morevna Projesi olarak tanınan bir özgür yazılım projesinin hikayesini anlatıyor. Korsan yazılım kullanmak yerine özgür yazılıma açılmış eski bir animasyon yazılımını ele alıp bunu kullanılabilir hale getiren yerel yazılımcılar bu sayede yerli sermaye, sanatçılar ve uluslararası arasında bağlar yaratarak kendi kendine yetebilir bir yazılım ve sanat üretimi ortamı ortaya çıkarabilmişler.

Kelty’nin (2008) bahsettiği kendi kendinin sınırlarını yaratan  recursive public” fikri özellikle açık kaynak hareketine dayanıyordu. Kriptoparaların yükselişi bu kendi kendini yaratabilen topluluk fikrine (Hayes, 2019) önemli bir ekonomik destek sağlamış oluyor.

Merkezi server’lar ya da internet erişimi olmayan vatandaşlara telefon ve bilgisayarlarını birbirlerine bağlayabilecekleri çözümler sunan Qual.net gibi oluşumlar da genellikle özgür yazılım hareketinin içinde çıkıyor  (Karatzogianni, 2016). Türkiye’de

Cypherpunk hareketi gözetim ve sansür mekanizmalarına karşı mahremiyeti koruyan teknolojileri ve kriptografiyi savunan bir hareket olarak doğdu.

Şifrepunk

Daha önce yazdığımı burada alıntılıyorum (Saka, 2019):

Artan gözetim ve sansür mekanizmalarına karşı “şifrepunk” (cypherpunk) duruşu (Assange ve arkadaşları, 2016). Yeni kriptografik hareketler de doğacak gibi gözüküyor. Burada Postill’in (2014) özgürlük teknisyenleri olarak tanımladığı çevrelere büyük iş düşüyor. Yazılımların yaratılması, dağıtılması, hukuki alandaki mücadelelerde yazılımcılar, bilişim hukukçuları ve internet gazetecileri önemli rol oynayacak. Kişisel veri, mahremiyet, dijital gözetim gibi unsurların daha büyük kaygı yarattığı bu zamanlarda şifrepunk’çılara çok iş düşüyor. Büyük çaplı bir şifreleme anaakım internet mecralarının işine pek de gelmiyor. İş modellerinin önemli bir ayağı kullanıcıları olabildiğince takip edip bunu hedeflemeye yönelik veri üretimine dayanıyor. Otoriter olsun olmasın siyasi iktidarlar da genellikle vatandaşlarını olabildiğince takip etme niyetindeler. Bu yüzden daha güvenli, şifrelenmiş mecralar yaratımında bu alanda çalışan aktivistlere önemli görevler düşüyor.

Sosyal Medya üzerinden Gönüllü Örgütlenmesi

Kaun ve Uldam (2018a) İsveç’te kayıtdışı göçmenlere yardım edebilmek için örgütlenen gönüllülerin hikayesini anlatıyor. İnternet üzerinden örgütlenmek İnternetin en başından beri var aslında. Burada önemli olan tüm olumsuz gelişmelere rağmen teknolojik sofistikasyona sahip olmayan vatandaşların da hala yapabilecekleri şeyler olduğunu göstermek. Facebook’un olanakları bazı hiyerarşileri gerekli kılsa da gönüllülük seferberliği yine de mümkün. Treré (2015) başka bir noktaya da dikkat çekmiş: Sosyal medya aslında çok katmanlı bir yapı. Aktivistler bazı mecraları kamuya dönük olarak kullanırken (sahne) bazı platformları da kendi iç örgütlenmeleri için (sahne arkası) kullanabiliyorlar. Elimizde bulunan çok sayıda araç, gözetim riskine rağmen, farklı iletişim ve örgütlenme hedefleri için kullanılabilir. E-posta kampanyalarından, çevrimiçi dilekçe kampanyalarına, çeşitli forumlarda farkındalık yaratma çabalarından hashtag kampanyalarına kadar birçok kamusal pratik imkanı mümkün.

Aktivistler yeni mecraları da dikkate almak zorundadır. Örneğin şu aşamada biraz yukarıdan bakılan TikTok Çin’in Uygulara yönelik insan hakları ihallelerine karşı kullanıldı bile (Kuo, 2019). Türkiye’de de işçi sınıfının kötü iş koşullarını anlatabildiği bir mecra olarak görüldü bile (Serim, 2020). Türkiye’deki kullanıcılar bu bağlamda epey deneyime sahipler ve yeni örnekler de her gün ortaya çıkıyor. Ne yazık ki adalet talebi bazen ancak sosyal medyada gündeme geldiğinde gerçekleşebiliyor. Kadınlara yönelik zorbalıklar da, çevrimiçi ya da çevrimdışı olsun, sosyal medyada gündem olmadan cezalandırılmıyor çoğunlukla.

Yurttaş Haberciliği

Profesyonel gazeteciler pek hazzetmese de yurttaş haberciliğinin getirileri hak odaklı gazetecilik ve alternatif medya projelerine katkıda bulunacaktır. Her vatandaşın potansiyel olarak haber üreticisi ya da kaynağı olabilmesi toplumsal olaylarda ve olağanüstü hallerde otoritelerin medya üzerinde kurduğu tahakkümü az da olsa kırabilir. Bu bağlamda epey deneyim de birikmiş durumda. Indymedia hareketinden (McDonald, 2015) günümüzdeki bağımsız haber kaynaklarına kadar haber üretimi sosyal hareketlerin vazgeçilmez bir parçası olmuş durumda.  Burada yalnızca haber üretimi değil enformasyon doğrulamada da ana akımla yarışır düzeye erişti aktivistler (Saka, 2015).

Büyük haber kuruluşlarındaki reklamların kaldırılmasını isteyen Sleeping Giants hareketi 2017’de aşırı sağcı haber şirketi Breitbart eylemiyle adını duyurdu.

Tüketici aktivizmi

2017’de Sleeping Giants adlı bir siberaktivist grup Breitbart News gibi radikal sağ ve muhafazakar grupların sitelerinin iş modelini sekteye uğrattı. Düzenledikleri boykot sonucunda iki binden fazla organizasyon bu grupların medyalarına  reklam vermeyi kesti (Kennedy, 2017).

Özellikle dijital iletişim araçlarıyla vatandaşların belli markalara ve hatta bizzat sosyal medya platformlarına karşı aksiyon alabilmeleri daha da kolaylaştı. Türkiye’de özellikle orta sınıfların elinde böyle bir güç de var.

Kaybolmuş sitelerle ilgili sözlü tarih çalışmaları

Yang ve Wu (2018) Çin’de yaptıkları saha çalışmasında çeşitli nedenlerle ki siyasi nedenler dışında da olabilir ortadan kaybolmuş popüler sitelerin izini sürüyor. Bunu da bir tür sözlü tarih çalışması yaparak gerçekleştirmişler. Böylece kolektif hafızaya katkı sunuluyor; resmi hafızanın dışında söylemler ve hafızaların varlığının altı çiziliyor. Bu bağlamda Dijital arşivcilik de hem burada hem de alttaki maddede listelenen veri aktivizminin bir parçası olarak görülebillir. Biz de öğrenci arkadaşlarla toplumsal hafızayı kaydetmeyi amaçlayan projeleri listeliyoruz burada: https://sites.google.com/view/turkiyeinternet/dijital-ar%C5%9Fivler

Kitlefonlama

Birçok hareket aradığı finansmanı kitlefonlama ile sağlayabilir. Burada yeni olan mikro ödeme seçeneklerinin ve kriptopara türlerinin artmasıyla bu işin her zamankinden daha kolay hale gelmiş olması. Patreon gibi hizmetler de bireysel fonlanmayı mümkün kılıyor. Tabi illa bir özel mecraya bile gerek yok. Haluk Levent’in AHBAP projesi de (https://ahbap.org/) hem gönüllü seferberliği hem de fon toplama olarak görülebilir. Yerel ve küçük projelere fonlama amaçlı kar amacı gütmeyen Goteo gibi kuruluşlar da (https://en.goteo.org/) bu bağlama girebilir. Bu kuruluşlar azınlık ya da marjinalize edilmiş gruplara finansman sağlıyorlar (Karatzogianni, 2016).

Bu pratikleri ilerici güçler kadar karşıt reaksiyoner güçler de kullanabiliyor. Siyasi trollerin de yalnızca maaşlı olmadığını, gönüllülüğün önemli bir yer oynadığını da unutmamak gerekir.

Sonuç Yerine

Aslında görüldüğü üzere çoğu pratik tamamen yeni değil ama özellikle son dönemlerde önemleri ve nitelikleri arttı. Ayrıca hiç unutmamak gereken bir nokta da bu pratikleri ilerici güçler kadar radikal sağcı vb reaksiyoner güçler de kullanabiliyor. Örneğin ABD’deki alt-right hareketi neredeyse tamamen çevrimiçi olarak gelişmiş bir hareket (Daniels, 2018). Siyasi trollerin de yalnızca maaşlı olmadığını, gönüllülüğün önemli bir yer oynadığını da belirtmiş olayım (Saka, 2018). IŞID’ın da zamanında aktif olarak sosyal medyayı kullandığı biliniyor. Yine de ilk cümleden itibaren vurgulamaya çalıştığım nokta dijital aktivizmin yeni olanaklar açmaya devam etmesi. Gelen eleştirilere ve suistimallere rağmen daha yapılacak çok şey var…

 

 

Kaynakça

Assange, J., Appelbaum, J., Muller-Maguhn, A., & Zimmermann, J. (2016). Cypherpunks: Freedom and the Future of the Internet. OR books.

Bixenspan, D. (2018, November 28). When the Internet Archive Forgets. Gizmodo. https://gizmodo.com/when-the-internet-archive-forgets-1830462131

Clinton, H. (2011). Internet rights and wrongs: Choices and challenges in a networked world. US State Department.

Daniels, J. (2018). The algorithmic rise of the “alt-right.” Contexts, 17(1), 60–65.

Ferrari, E. (2018). Fake accounts, real activism: Political faking and user-generated satire as activist intervention. New Media & Society, 20(6), 2208–2223.

Gelsomino, M. (2010). The zapatista effect: Information communication technology activism and marginalized communities. Faculty of Information Quarterly, 2(2).

Gerbaudo, P. (2015). Protest avatars as memetic signifiers: Political profile pictures and the construction of collective identity on social media in the 2011 protest wave. Information, Communication & Society, 18(8), 916–929.

Hayes, A. (2019). The socio-technological lives of bitcoin. Theory, Culture & Society, 36(4), 49–72.

Kahn, R., & Kellner, D. (2004). New media and internet activism: From the ‘Battle of Seattle’to blogging. New Media & Society, 6(1), 87–95.

Karatzogianni, A. (2016, April 11). Beyond hashtags: How a new wave of digital activists is changing society. The Conversation. http://theconversation.com/beyond-hashtags-how-a-new-wave-of-digital-activists-is-changing-society-57502

Kaun, A., & Uldam, J. (2018a). Digital activism: After the hype. New Media & Society, 20(6), 2099–2106.

Kaun, A., & Uldam, J. (2018b). ‘Volunteering is like any other business’: Civic participation and social media. New Media & Society, 20(6), 2186–2207.

Kelty, C. M. (2008). Two bits: The cultural significance of free software. Duke University Press.

Kennedy, P. (2017, January 7). Opinion | How to Destroy the Business Model of Breitbart and Fake News. The New York Times. https://www.nytimes.com/2017/01/07/opinion/sunday/how-to-destroy-the-business-model-of-breitbart-and-fake-news.html

Kuo, L. (2019, November 27). TikTok “makeup tutorial” goes viral with call to action on China’s treatment of Uighurs. The Guardian. https://www.theguardian.com/technology/2019/nov/27/tiktok-makeup-tutorial-conceals-call-to-action-on-chinas-treatment-of-uighurs

McCaughey, M., & Ayers, M. D. (2013). Cyberactivism: Online activism in theory and practice. Routledge.

McDonald, K. (2015). From Indymedia to Anonymous: Rethinking action and identity in digital cultures. Information, Communication & Society, 18(8), 968–982.

Michaelsen, M., & Glasius, M. (2018). Authoritarian Practices in the Digital Age—Introduction. International Journal of Communication, 12, 7.

Milan, S., & Van der Velden, L. (2016). The alternative epistemologies of data activism. Digital Culture & Society, 2(2), 57–74.

Morozov, E. (2012). The net delusion: The dark side of Internet freedom. PublicAffairs.

Postill, J. (2014). Freedom technologists and the new protest movements: A theory of protest formulas. Convergence, 20(4), 402–418.

Saka, E. (2015). Sosyal Medya Üzerinden Haber Doğrulama Süreçleri: Gezi Parkı Direnişi/Olaylarına Bir Bakış. İnternet ve Sokak, 257–278.

Saka, Erkan. (2017). The role of social media-based citizen journalism practices in the formation of contemporary protest movements. In Rethinking Ideology in the Age of Global Discontent (pp. 48–66). Routledge.

Saka, Erkan. (2018). Social Media in Turkey as a Space for Political Battles: AKTrolls and other Politically motivated trolling. Middle East Critique, 27(2), 161–177.

Saka, Erkan. (2019). Hak odaklı yeni medya çalışmalarında ümit veren alanlar. In İletişim Hakkı ve Yeni Medya: Tehditler ve Olanaklar (pp. 19–22). um:ag. http://www.umag.org.tr

Serim, M. (2020, April 2). İşçi Sınıfı COVID-19 Nedeniyle Yaşadığı Zorlukları TikTok’ta Anlatıyor • Bigumigu. Bigumigu. https://bigumigu.com/haber/isci-sinifi-covid-19-nedeniyle-yasadigi-zorluklari-tiktokta-anlatiyor/

Treré, E. (2015). Reclaiming, proclaiming, and maintaining collective identity in the# YoSoy132 movement in Mexico: An examination of digital frontstage and backstage activism through social media and instant messaging platforms. Information, Communication & Society, 18(8), 901–915.

Velkova, J. (2018). Repairing and developing software infrastructures: The case of Morevna Project in Russia. New Media & Society, 20(6), 2145–2161.

Yang, G., & Wu, S. (2018). Remembering disappeared websites in China: Passion, community, and youth. New Media & S

1 comment on “Heyecanlı zamanlar sonrası dijital aktivizm

  1. Pingback: Katılımın ‘Nasıl’ı - Argonotlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: