DÜNYADAN MAĞDURUM... MAĞDURSUN... MAĞDURİYET

İngiltere’de Üniversite Reformu

İngiltere’de aylardır gündemi meşgul eden ve son yılların en büyük öğrenci gösterilerine sebep olan yeni üniversite reformu 9 Aralık 2010 tarihinde Avam Kamarası’nda 21 oy farkla kabul edildi.

Üniversite reformu fikri, İngiltere’deki üniversite sisteminin küresel kriz ile birlikte rekabet gücünde azalma olduğunu düşünen İşçi Partisi’nin Kasım 2009’da John Brown başkanlığında geniş katılımlı bağımsız bir komisyon kurmasıyla başladı. Komisyon “Brown Raporu” adı verilen raporunu geçen ay kamuoyuna açıkladı. Raporun en önemli kısmını okul ücretlerinin hatırı sayılır şekilde yükseltilmesi gerektiği oluşturuyordu.

Bu arada İngiltere’de muhafazakarlar ve liberallerden müteşekkil hükümet son yaşanan küresel krizden dolayı artan kamu harcamalarını azaltmak için bir dizi önlemler aldı. Kemer sıkma politikalarından üniversiteler de nasibini aldı ve hükümet üniversitelerin bütçesini %40 oranında azaltacağını açıkladı.

Son aylarda yaşanan tartışma ve çatışmaların fitilini ise hükümetin üniversitelerin azalan bütçelerini dengelemek için Brown Raporu’ndaki önerileri uygulamaya geçireceğini duyurması ateşledi.

Hükümetin geçirdiği üniversite yasasını incelemeden önce İngiltere’deki mevcut sisteme bakmak faydalı olacaktır. Üniversitelerin uluslararası öğrencilerde dahil öğrencilerden aldıkları okul ücretleri bütçelerinin %29’una tekabül ediyor. Bütçenin %35’i devlet bütçesinden geri kalanı da bağışlar, araştırma projeleri ve yatırımlar gibi kalemlerden oluşuyor.

İngiltere’de üniversite ücretleri İngiliz ve Avrupa Birliği vatandaşları için sabit; yıllığı 3.290 Pound. Yabancı öğrenciler için ise üniversiteler istedikleri gibi ücret belirleyebiliyorlar. Okuluna ve programına bağlı değişmekle beraber yabancı öğrenciler ortalama 10.000 pound (24.000 TL) gibi bir meblağ ödüyor. Bir lisans öğrencisinin ortalama maliyetinin 7.000 (16.800 TL) pound olduğu düşünülürse üniversitelerin yabancı öğrenci almak konusunda neden çok istekli oldukları anlaşılabiliyor.

Genel hatlarıyla bakıldığında İngiltere’nin sanılanın aksine gayet öğrenci dostu bir sisteme sahip olduğu görülüyor. Yıllık okul ücreti olan 3.290 poundu (8.000 TL) ve ayrıca isterlerse geçinme parası adı altında yıllık 3.000 pounda (7.200 TL) kadarı öğrenciler devletten borç alabiliyor. Ödemeler ise okul bittikten hemen sonra değil öğrenciler iş bulduktan sonra başlıyor. Buradaki koşul ise öğrencinin yıllık en az 15.000 Pound (36.000 TL) kazandığı bir iş bulması. Geri ödemelerde yıllık %1,5 faiz oranı uygulanıyor. Ödenen miktar ise kazancın %9’u oluyor. 25 yıl geçtikten sonra hala borç bitmediyse borç ortadan kalkıyor.

Hükümetin kabul ettiği yasaya göre ise üniversiteler okul ücretlerini yıllık 9.000 pounda (21.600 TL) kadar yükseltebiliyor. Yani şu andaki ücretin yaklaşık 3 katı. Eğer bir üniversite ücretini 6.000 poundun (14.400 TL) üzerinde belirlerse ekonomik durumu iyi olmayan öğrenciler için özel kolaylıklar sağlamak zorunda. Yıllık 15.000 pound (36.000 TL) olan geri ödeme eşiği 21.000 pounda (50.000 TL) çıkıyor ve her sene enflasyon oranında artıyor. Geri ödeme faizi enflasyon artı %3 oluyor ve borcun ortadan kalkma süresi 25 yıldan 30 yıla çıkıyor. Ayrıca ailesinin geliri yıllık 25.000 pounddan (60.000 TL) az olan öğrencilere verilen geçinme bursu (geçinme borcu değil) yıllık 2.906 pounddan (7.000 TL)  3.250 pounda (8.000 TL) çıkıyor. Ancak kısmi burs almak için gerekli olan ailenin yıllık 50.000 pounddan (120.000 TL) az kazanma şartı 42.500 pounda (102.000 TL) düşüyor. Bu da yasanın düşük gelirli aileleri korurken orta sınıfa daha fazla yüklendiği yönünde eleştirilere sebebiyet veriyor.

Uygulama yürürlüğe 2012’de giriyor ve mevcut öğrencileri etkilemiyor. Yasada uluslararası öğrencilerle ilgili herhangi bir düzenlenme yok. Bu sebeple uluslararası öğrencilerin bu değişikliklerden nasıl etkileneceği henüz belli değil.

İşçi Partisi bu yasa değişikliğine şiddetle karşı çıktı. Fakat karşı çıkma gerekçelerinin temelini ücretlerin yüksekliği değil geri ödeme planı oluşturuyordu. İşçi Partisi’nin yeni lideri Ed Miliband “mezun vergisi” adı verilen bir sistemi savunuyor. Mezun vergisi sistemi mevcut sistemle birçok yönden benzeşse de  (öğrencilerin iş bulduktan sonra ödeme yapmaya başlaması, ödeme yapmaya başlamak için gelirin belirli bir eşik değerini aşması gibi) temelde ciddi farklılıklara sahip. Mevcut sistemde öğrenciler sadece aldıkları borcu belirli bir sürede geri öderken, mezun vergisi sistemine göre öğrenciler hayatları boyunca kazandıklarının belli bir yüzdesini mezun vergisi olarak ödüyor. Böylece çok kazananlar çok, az kazananlar az ödeme yapıyor. Bunun altında yatan temel mantık ise üniversite eğitiminden en çok faydalananların en çok katkıyı yapması. Fakat Brown Raporu mezun vergisi uygulamasının birçok sakıncası olduğu ve uygulanabilir olmadığını savunuyor. Özellikle yüksek gelirli mezunların mezun vergisi vermemek için yurtdışına gidebileceğini bunu da beyin göçü anlamına geldiğini belirtiyor.

Sonuçta hükümet İngiltere’deki üniversitelerin dünya ile rekabet gücünü kaybetmemesi için büyük bir adım attı. Bu arada İngiltere’de ki üniversite reformu ile ilgili haberleri izlerken insanın aklına ister istemez Türkiye geliyor. Ülkemizde üniversitelerimizin inanılmaz sorunları varken üniversite denilince insanların aklına sadece türban konusunun ve bu aralar yumurtalı protestoların gelmesi çok acı maalesef. Türkiye’de “Üniversite Reformu”nun ideolojiden uzak bir şekilde konuşulmaya başlanacağı zamanı insan gerçekten merak ediyor.

Mezun Vergisi Sistemi ve Ed Miliband’ın Liderlik Durumu

Her ne kadar Ed Miliband mezun vergisi sistemini savunuyorsa da mezun vergisi sistemi aslında Ed Miliband öncesi İşçi Partisi’nin sıcak baktığı bir uygulama değil. İşçi Partisi Miliband’la beraber mezun vergisi sistemini savunmaya başladı. Miliband’ın gölge kabinesinin başındaki Alan Johnson ise Miliband’ın açıklamalarının tersine mezun vergisi sisteminin uygulanabilir olmadığı yönünde demeçler verdi. Hatta Johnson’ın bu kadar önemli bir konuda Miliband’la ters düşmesi, Miliband’ın parti içinde liderlik sıkıntısı yaşadığı yönünde yorumlara sebebiyet verdi. Oylamadan bir gün önce ise Alan Johnson fikrini değiştirdiğini ve mezun vergisi sistemini desteklediğini açıkladı. Fakat bu açıklama Johnson’ın gerçekten fikrini değiştirdiğini değil, Ed Miliband’ı desteklemek ve partinin önemli bir konuda fikir ayrılığı içinde olmadığını göstermek için yaptığı düşünülüyor.

İngiltere’de aylardır gündemi meşgul eden ve son yılların en büyük öğrenci gösterilerine sebep olan yeni üniversite reformu 9 Aralık 2010 tarihinde Avam Kamarası’nda 21 oy farkla kabul edildi.

Üniversite reformu fikri, İngiltere’deki üniversite sisteminin küresel kriz ile birlikte rekabet gücünde azalma olduğunu düşünen İşçi Partisi’nin Kasım 2009’da John Brown başkanlığında geniş katılımlı bağımsız bir komisyon kurmasıyla başladı. Komisyon “Brown Raporu” adı verilen raporunu geçen ay kamuoyuna açıkladı. Raporun en önemli kısmını okul ücretlerinin hatırı sayılır şekilde yükseltilmesi gerektiği oluşturuyordu.

Bu arada İngiltere’de muhafazakarlar ve liberallerden müteşekkil hükümet son yaşanan küresel krizden dolayı artan kamu harcamalarını azaltmak için bir dizi önlemler aldı. Kemer sıkma politikalarından üniversiteler de nasibini aldı ve hükümet üniversitelerin bütçesini %40 oranında azaltacağını açıkladı.

Son aylarda yaşanan tartışma ve çatışmaların fitilini ise hükümetin üniversitelerin azalan bütçelerini dengelemek için Brown Raporu’ndaki önerileri uygulamaya geçireceğini duyurması ateşledi.

Hükümetin geçirdiği üniversite yasasını incelemeden önce İngiltere’deki mevcut sisteme bakmak faydalı olacaktır. Üniversitelerin uluslararası öğrencilerde dahil öğrencilerden aldıkları okul ücretleri bütçelerinin %29’una tekabül ediyor. Bütçenin %35’i devlet bütçesinden geri kalanı da bağışlar, araştırma projeleri ve yatırımlar gibi kalemlerden oluşuyor.

İngiltere’de üniversite ücretleri İngiliz ve Avrupa Birliği vatandaşları için sabit; yıllığı 3.290 Pound. Yabancı öğrenciler için ise üniversiteler istedikleri gibi ücret belirleyebiliyorlar. Okuluna ve programına bağlı değişmekle beraber yabancı öğrenciler ortalama 10.000 pound (24.000 TL) gibi bir meblağ ödüyor. Bir lisans öğrencisinin ortalama maliyetinin 7.000 (16.800 TL) pound olduğu düşünülürse üniversitelerin yabancı öğrenci almak konusunda neden çok istekli oldukları anlaşılabiliyor.

Genel hatlarıyla bakıldığında İngiltere’nin sanılanın aksine gayet öğrenci dostu bir sisteme sahip olduğu görülüyor. Yıllık okul ücreti olan 3.290 poundu (8.000 TL) ve ayrıca isterlerse geçinme parası adı altında yıllık 3.000 pounda (7.200 TL) kadarı öğrenciler devletten borç alabiliyor. Ödemeler ise okul bittikten hemen sonra değil öğrenciler iş bulduktan sonra başlıyor. Buradaki koşul ise öğrencinin yıllık en az 15.000 Pound (36.000 TL) kazandığı bir iş bulması. Geri ödemelerde yıllık %1,5 faiz oranı uygulanıyor. Ödenen miktar ise kazancın %9’u oluyor. 25 yıl geçtikten sonra hala borç bitmediyse borç ortadan kalkıyor.

Hükümetin kabul ettiği yasaya göre ise üniversiteler okul ücretlerini yıllık 9.000 pounda (21.600 TL) kadar yükseltebiliyor. Yani şu andaki ücretin yaklaşık 3 katı. Eğer bir üniversite ücretini 6.000 poundun (14.400 TL) üzerinde belirlerse ekonomik durumu iyi olmayan öğrenciler için özel kolaylıklar sağlamak zorunda. Yıllık 15.000 pound (36.000 TL) olan geri ödeme eşiği 21.000 pounda (50.000 TL) çıkıyor ve her sene enflasyon oranında artıyor. Geri ödeme faizi enflasyon artı %3 oluyor ve borcun ortadan kalkma süresi 25 yıldan 30 yıla çıkıyor. Ayrıca ailesinin geliri yıllık 25.000 pounddan (60.000 TL) az olan öğrencilere verilen geçinme bursu (geçinme borcu değil) yıllık 2.906 pounddan (7.000 TL)  3.250 pounda (8.000 TL) çıkıyor. Ancak kısmi burs almak için gerekli olan ailenin yıllık 50.000 pounddan (120.000 TL) az kazanma şartı 42.500 pounda (102.000 TL) düşüyor. Bu da yasanın düşük gelirli aileleri korurken orta sınıfa daha fazla yüklendiği yönünde eleştirilere sebebiyet veriyor.

Uygulama yürürlüğe 2012’de giriyor ve mevcut öğrencileri etkilemiyor. Yasada uluslararası öğrencilerle ilgili herhangi bir düzenlenme yok. Bu sebeple uluslararası öğrencilerin bu değişikliklerden nasıl etkileneceği henüz belli değil.

İşçi Partisi bu yasa değişikliğine şiddetle karşı çıktı. Fakat karşı çıkma gerekçelerinin temelini ücretlerin yüksekliği değil geri ödeme planı oluşturuyordu. İşçi Partisi’nin yeni lideri Ed Miliband “mezun vergisi” adı verilen bir sistemi savunuyor. Mezun vergisi sistemi mevcut sistemle birçok yönden benzeşse de  (öğrencilerin iş bulduktan sonra ödeme yapmaya başlaması, ödeme yapmaya başlamak için gelirin belirli bir eşik değerini aşması gibi) temelde ciddi farklılıklara sahip. Mevcut sistemde öğrenciler sadece aldıkları borcu belirli bir sürede geri öderken, mezun vergisi sistemine göre öğrenciler hayatları boyunca kazandıklarının belli bir yüzdesini mezun vergisi olarak ödüyor. Böylece çok kazananlar çok, az kazananlar az ödeme yapıyor. Bunun altında yatan temel mantık ise üniversite eğitiminden en çok faydalananların en çok katkıyı yapması. Fakat Brown Raporu mezun vergisi uygulamasının birçok sakıncası olduğu ve uygulanabilir olmadığını savunuyor. Özellikle yüksek gelirli mezunların mezun vergisi vermemek için yurtdışına gidebileceğini bunu da beyin göçü anlamına geldiğini belirtiyor.

Sonuçta hükümet İngiltere’deki üniversitelerin dünya ile rekabet gücünü kaybetmemesi için büyük bir adım attı. Bu arada İngiltere’de ki üniversite reformu ile ilgili haberleri izlerken insanın aklına ister istemez Türkiye geliyor. Ülkemizde üniversitelerimizin inanılmaz sorunları varken üniversite denilince insanların aklına sadece türban konusunun ve bu aralar yumurtalı protestoların gelmesi çok acı maalesef. Türkiye’de “Üniversite Reformu”nun ideolojiden uzak bir şekilde konuşulmaya başlanacağı zamanı insan gerçekten merak ediyor.

Eylemde 34 gösterici de tutuklandı. Fakat bu gösteride en fazla öne çıkan olay Prens Charles’ın içinde bulunduğu arabaya yapılan saldırıydı. Prensin ve eşinin yaralanmadığı olayda polisin ihmali bulunduğu belirtiliyor.

Öğrenci olaylarında göstericiler, şiddete fazla bulaşmakla suçlanıyor. Hatta dükkanların camlarını kırmak, arabalara hasar vermek gibi çevreye zarar veren eylemlerin, şiddet düzeyi nedeniyle öğrenci eylemlerinin amacının önüne geçtiği belirtiliyor.

 

 

 

0 comments on “İngiltere’de Üniversite Reformu

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: