09-KENTE KARŞI SUÇ KENT YAŞAM

KENTLİLİK BİLİNCİNDEN KENT YURTTAŞLIĞINA

Kent mimari bir kavram; ya da yerleşim mekanı olmaktan çıkıp sosyoloji, estetik ve farklı disiplinlerin konusu olunca yeni bir gerçeklik üzerinden yeni tartışmalar dolaşıma girmeye başladı. İnsanların büyük kalabalıklar oluşturarak, ticaret yaparak ve de iletişim kurarak yaşadıkları alan biçiminde kavranan kent, zaman içinde çok daha kapsamlı tanımlamaların ve tartışmaların odağı oldu. Bugün kent deyince çok farklı tanımlamaların ve farklı ideo-politik, ekonomi-politik yaklaşımların ana mecralarından birinden bahsediyoruz demektir. Artı-değerin en çok üretildiği ve bu bağlamda sömürünün en çok yaşandığı kent; aynı zamanda bir mücadele alanı olarak belirlenmekte ve o çerçevede bir yaklaşım ve tanımlama çabasına girişilmektedir.  Bu yazı da kentin bir mücadele alanı olduğundan hareketle kentlilik bilincinin ve kent yurttaşlığının çözümlemesini yapmayı hedeflemektedir. 

Marx ve Engels’ten E.P. Thompson’a İngiliz işçi sınıfı üzerine okuma yapanlar, bir taraftan artı değerin nasıl yaratıldığını ve paylaşıldığını görürken; diğer taraftan da kent yaşamına ve bunun sınıf bilincinin oluşumuna katkısını görürler. Paris Komünü’nü çözümleyenler onun aslında kenti elde tutmanın, kendi kendine yetebilmenin ve eşit bir kent yaratmanın mücadelesi olduğuna tanıklık ederler. 21. Yüzyılın kent isyanlarına bakıldığında taleplerin artmasının yanı sıra, aslında kentte bir eşitlik isteminin mücadelesinin verildiğini görürüz. 

Yurttaşlık salt siyasi; ya da hukuki bir eşitlik değildir. Yurttaşlık kavramı; aynı zamanda sınıfsal bir eşitliktir. Ancak bu yönü ya ihmal edilmekte; ya da yeterince anlaşılamamaktadır. Kent sınıfsal mücadelenin en yoğun yaşandığı alan olarak kendi içinde yeni bir bilinç ve yeni bir yurttaşlık anlayışının, kimliğinin ve hukukunun doğmasına vesile olmaktadır. Geçmişten bugüne giderek yoğunlaşan bu durum bizi yeni bir kent anlayışının üretilmesine sevk etmektedir.
Günümüzde insanların kentten çok ciddi beklentileri bulunmaktadır. Yaşam alanlarının olabildiğince genişletilmesi, daha kaliteli bir yaşam sürme isteği giderek büyük kitlelerin ortak istemi olmaya başladı. Kentin herkes için yaşanılabilir kılınması; eşitlik ve özgürlük temelinde bir kent modelinin oluşturulması kentlilik bilincini üretmektedir. Kent bilinci ise kent yurttaşlığına giden yolu, yöntemi ve mücadele sürecini imlemektedir.

Dünyada artık kent algısı değişiyor. Kent artık metalar üzerinden değil; insan üzerinden tanımlanmaya ve insanların kendilerini gerçekleştirebilecekleri bir alan olarak kabul edilmeye başlanıyor. Kent çok katlı apartmanlar, gökdelenler, AVM’ler, arabalar olarak dar bir çerçevede değil; insanlığın kendisini yeniden üreteceği bir mekan olarak görülmeye başlanıyor. Dünya nüfus yoğunluğunun kırdan kente doğru ezici bir biçimde değişmesi bir yandan çok ciddi sorunları; ama aynı zamanda bu sorunlara verilecek cevapları ve bu cevapların sınıfsal karakterini oluşturmaya başladı. Eğer kentlerde yüksek güvenlikli siteler yapılıyorsa, ‘varlıklı’ kesimlerin yaşadıkları alanlar koruma altına alınıyorsa; diğer yandan çok ciddi gettolaşmalar oluşmaya başlıyorsa kentte yarılma süreci yaşanmaktadır. Kentteki yarılma sadece mekansal değildir; artık daha çok bilinçseldir. 

Bugün “kente karşı suç” olarak tanımlanan şey, aslında kentteki bütün yaşam alanlarına dönük sömürücü, baskıcı, yabancılaştırıcı ve ötekileştirici uygulamalardır. Bir taraftan artı değerin üretilmesi için insanların sömürülmesi ve gettolara hapsedilmesi; diğer taraftan doğal çevrenin tahrip edilmesi kente karşı suçun sınıfsal boyutunu ortaya koymaktadır.
Kentler bugün eşitsizliğin mekanı durumundadırlar. Eşitsizliğe neden olan yönetim ve süreçler kent muhalefetinin oluşmasına neden olmaktadır. Bugün dünyanın farklı kentlerinde ağaç için, yeşil için, su için; kısacası doğa için çok yoğun bir sahiplenme söz konusu. Diğer yandan sömürünün giderek derinleşmesi, buna karşı ciddi başkaldırıların oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Bütün bu tablo bizi yeni kavramlar ve tartışmalarla karşı karşıya getirmektedir. Artık kent bilinci dediğimiz şey, kenti yukarıda da sözü edildiği gibi metalar üzerinden değil; insan üzerinden tanımlayan farkındalıktır. Kent insanın temel yaşama mekanıdır ve insan bu mekanda her türden eşitliği talep etme hakkına sahiptir. Artık kentler sahip olunan bina ve araç üzerinden değil; yaşanabilirlik ölçütü üzerinden tanımlanmaktadır. Kent bütün çelişkilerin eşzamanlı olarak yaşandığı yerdir. Aynı zamanda bu çelişkilerin sonlandırılması için büyük mücadelelerin verildiği alandır.
İnsanların kentten talepleri, daha farklı bir detaylandırma ile kentte kendilerini gerçekleştirebilecekleri imkanlara sahip olmayı talep etmeleri ve bunun için mücadele etmeleri, kent bilincine sahip olmaları anlamını taşımaktadır. Bu bilinç aynı zamanda herkesin eşit bir biçimde yaşadığı ve her türlü farklılığa saygı duyulan bir yurttaşlık mücadelesidir. İşte bu oluşma, tanımlama ve mücadele süreci kent yurttaşlığını anlatmaktadır. Kent yurttaşlığı; kentteki her türden imkandan insanların eşit bir biçimde yararlanmasını savunmaktadır. 

Dünyanın kaderi artık kent meydanlarından başlayan büyük mücadelelerle şekillenecektir. Kent bilinci artık daha fazla hak talep etmekte ve kent yurttaşlığı hem insana hem de kentin bütün unsurlarına sahip çıkma motivasyonu ile örgütlenmektedir. Kentte yurttaşlık bilincini oluşturanlar kentin yağmalanmasına, kentin talan edilmesine, kentin doğadan ve insandan koparılmasına ve de kentin bir eşitsizlik ve sömürü alanı olarak biçimlendirilmesine karşı bir büyük mücadele başlatacaktır. Kent meydanları artık her türden hakkın talep edildiği yerler olacaktır. Bu yüzden solun, sosyal demokratların temel görevi kent meydanları yaratmak ve kent yurttaşlığının bu meydanlardaki taleplerini karşılamaya çalışmaktadır. Bir taraftan kentlilik bilinci diğer yandan kent yurttaşlığı, solun ve sosyal demokratların üzerinde çalışacağı temel alanlar olmalıdır. Bu kategorilerdeki tartışmalar ve mücadeleler, sadece kentlerin değil; insanlığın ve doğanın da kaderini belirleyecektir.

0 comments on “KENTLİLİK BİLİNCİNDEN KENT YURTTAŞLIĞINA

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: