POLİTİKA

RIZA TÜRMEN’DEN KILIÇDAROĞLU’NA SOSYAL DEMOKRASİ AYARI

CHP’de bir ‘ulusalcı kanadın‘ başlattığı kurultay tartışması sürerken, ‘sosyal demokrat kanat‘tan da bir çıkış geldi.
Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı İzmir Milletvekili Rıza Türmen, partisi için adeta Selahattin Demirtaş’ın seçim programını tekrar ederek, çoğulculuk, katılımcılık ve yerel yönetimlere önem veren, her kimliği tanıyan bir ‘kimlik‘ önerdi.
İşte Milliyet Gazetesi’ndeki yazının tamamı

Seçim sonrası yeni CHP
30 Mart yerel seçimlerinin ve 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ortaya çıkardığı iki önemli gerçek var.
Birincisi; AKP’nin kutuplaştırıcı politikasının başarılı olması. Hitler döneminin önemli hukukçusu Carl Schmitt’in “dost-düşman” diyalektiğinde olduğu gibi, iktidar partisinin söylemi dost-düşman ayrımına indirgenmiştir. Başbakan oluşturduğu muhafazakar kimliğin dışında kalan herkesi ötekileştirilmiş ve düşman olarak tanımlamıştır. Böylelikle toplumun ortasına bir duvar çekilmiştir. Duvarın bu yanındakiler öte yanındakileri görmemekte, söylediklerini duymamaktadır. Bunun sonucunda Başbakan’ın söylemleri kuşku duyulmadan, mutlak doğrular olarak kabul edilmektedir. Başbakan, “Gezi hareketi de, yolsuzluk iddiaları da bana karşı darbedir” dediği zaman bu sorgulanmamaktadır. Bu kutuplaşma seçim sandığına AKP oylarının kemikleşmesi şeklinde yansımıştır. Burada sorun, duvarı aşarak AKP’ye oy veren seçmene nasıl ulaşılabileceğidir.İkinci önemli gerçek ise, CHP’nin muhafazakar sağ ideolojiye açılmakla duvarın öbür tarafından oy alamayacağının ortaya çıkmış olmasıdır. Tersine, partinin tek çareyi kendi ideolojik zeminine uymayan adaylarda araması inandırıcılığına, güvenilirliğine gölge düşürmekte, iktidar partisinin değer sisteminin Türkiye’ye egemen olduğunun kabulü olarak görülmekte ve tabandan başka partilere oy kaymasına yol açmaktadır. Örneğin, son seçimlerde yüzde 5 civarında CHP seçmeninin Demirtaş’a oy verdiği tahmin edilmektedir.
CHP’nin siyasetteki bu kilitlenmeyi aşabilmesi, duvarı ortadan kaldıran yeni bir siyasal vizyonu ortaya koyabilmesine bağlıdır. Bu amaçla, kimliğe dayalı siyaset yapmadan bütün kesimlerin demokratik haklarını savunan uzlaşıcı yeni bir siyasal anlayışa ihtiyaç vardır.

CHP yenilenmeli
Bu vizyon bir yandan ezilenlerin, işçinin, yoksulların haklarını savunan öte yandan uluslararası standartlara uygun insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti talep eden, farklı kimlikleri tanıyan, onlara kamusal alanda yer açan bir vizyon olmalıdır.

Yeni siyasal vizyon, eşitlikçi, hakkaniyetçi yeni bir düzen arayışıdır. Çoğulculuk ve katılımcılığa dayanmak, geleceğe yönelik projeler üretmek, yerel yönetimleri demokrasinin, katılımcılığın anahtarı olarak görmek, saydamlık ve hesap verilebilirlik gibi özellikler taşımalıdır.

Yeni politika vizyonunun yaşama geçirilmesi toplumun bütün kesimleriyle yakın bir iletişim kurulmasına bağlıdır. Siyaset sahnesinde değişiklikler, Recep Tayyip Erdoğan’ın hiç olmazsa hukuken parti başkanı ve başbakan olmaması, siyasal ortamın yumuşaması için bir fırsat yaratmıştır. Bu fırsat değerlen-dirilmelidir. İletişimin amacı belirli görüşler üzerinde mutabakat sağlamak değil, karşı tarafı anlamak, taleplerini dinlemek bunlara uygun somut projeler üretmek olmalıdır.
Bu aynı zamanda CHP’nin yenilenmesi anlamına gelmektedir. Statükoya karşı değişimi savunan, geleceğe yönelik projeler üreten yeni bir CHP imajı daha geniş kitlelere hitap edebilmek için zorunludur.

‘Sakin muhalefet’
CHP devleti kuran bir partidir. Anacak aynı zamanda sosyal demokrat partidir. CHP’nin bu iki yüzünün uyumlu bir hale getirilmesi gerekir. Devletin kurucusu olarak Cumhuriyet’in temel değerlerine, kurucu ilkelerine sahip çıkması doğaldır. Ancak, bunu yaparken statükocu bir devlet partisi niteliğine bürünmemelidir. Ortanın solu hareketi CHP’nin bir devlet partisi olmaktan çıkarak bir sosyal partiye dönüşme sürecinin bir başlangıcıdır. Ancak bu süreç halen tamamlanmış değildir. Sosyal demokrasi sürekli bir değişim sürekli bir yenilenme öngörür. Değişime karşı çıkarak, kurulu düzeni korumak muhafazakar partilere özgü bir niteliktir.
Günümüzde sosyal demokrasi sınıf çatışması yanında kimlik farklılıklarını da içeren, bunu demokrasinin bir gerçeği olarak gören anlayışa sahiptir. CHP bir yandan işçi sınıfının çıkarlarını, sosyal haklarını savunan, öte yandan tüm farklı kimlikleri tanıyan, onlara kamusal alanda yer açan bir parti olmalıdır. CHP’nin eşitlik anlayışı, her türlü etnik, dinsel, cinsel egemenliğe son verilmesini isteyen bir eşitlik anlayışına dayanmalıdır.
Nasıl ki, başka ülkelerde de uzun süre iktidar olamayan sosyal demokratik partilerin köklü bir değişimden sonra iktidara geldiklerini görüyoruz. Örneğin; İspanyol Sosyalist Partisi 1996-2004 yılları arasında muhalefette kaldı. 2000 yılında Partinin başına gelen Zapatero “yeni yol” adıyla bilinen bir yenileşme hareketini başlattı. Bu yenileşme hareketi sosyalist partiyi 2004’te iktidar yaptı. 2008 seçimlerinde de iktidarı korudu. Zapatero muhalefette iken, iktidarla cepheleşmekten kaçınan “sakin muhalefet” stratejisi benimsedi. Yargı reformu, ekonomi politikası, terörizmle mücadele gibi konularda uzlaşıcı bir tutum sergilerken dış politika, eğitim ile ilgili konularda farklılıklarını ortaya koydu, Başbakan Aznar’ın otoriter tutumlarına karşı çıktı.
Aynı şekilde, İngiltere’de İşçi Partisi uzun süre muhalefette kaldıktan sonra, Blair yönetiminde geçirdiği köklü değişim sonucunda iktidara geldi ve arka arkaya üç seçim kazandı.
Türkiye büyük bir değişimin eşiğinde. Bu değişimin Erdoğan’ın Türkiye’sine değil de özgürlükçü, demokratik bir Türkiye’ye yol açmasını sağlamak tüm demokratik güçlere ve CHP’ye düşen bir görev. CHP’nin bu yolda başarılı olabilmesi önce kendi değişimini gerçekleştirmesine bağlı.

0 comments on “RIZA TÜRMEN’DEN KILIÇDAROĞLU’NA SOSYAL DEMOKRASİ AYARI

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: