POLİTİKA

SÜLEYMAN DEMİRKAN: CHP’NİN TARİHSEL BİR GÖREVİ VAR, PES ETMEMELİ

Siz CHP kontenjanından seçilen iki RTÜK üyesinden birisiniz. Öncelikle bir CHP’li olarak Yeni Anayasa değişikliğiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yapılan anayasa değişikliği, anayasaya, yasaya ve hukuk düzenine uygun bir biçimde ve adil olarak yapılmadı. Zaten bunun meşruluğu hala tartışılıyor, bu da doğaldır. Kampanyalar sırasında devlet ve milletin yarıştığı üzerine tespitler yapılıyor. Ben de bu görüşe katılıyorum çünkü ana muhalefet partisi olan CHP’ye ve diğer partilere hazine yardımı yapılmazken, iktidar partisi Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın kullandığı örtülü ödenekler dâhil devletin maddi manevi tüm olanaklarını kullanarak Evet kampanyası yürüttü. Vicdanı olan tüm vatandaşlar gördü ki, Hayır kampanyası yürütenler üzerinde baskı kuruldu. Hatta Antalya başsavcı vekili “Hayır oyu kullananlara PKK’lı muamelesi yapacağız demedi demeyin” açıklaması yaparak karşıt görüşe sahip insanları tehdit etti. Bu konuyla ilgili HSYK’ya başvuru yapıldı, incelemeler başladı fakat tüm kamuoyu gibi biz de biliyoruz ki kendisi hak ettiği cezayı almayacak. Maalesef anayasa değişikliği sürecinde, Valiler, Kaymakamlar, Emniyet Müdürleri, Rektörler ve Muhtarlar olmak üzere tüm kamu görevlileri devlet için çalıştı.

Toparlamak gerekirse Anayasa değişikliğinin meşruiyeti sorunlu ve yapılan seçim şaibelidir. YSK seçim yasasının emredici hükümlerine rağmen “yaptım oldu” anlayışıyla mühürsüz oyları geçerli sayarak Türkiye Cumhuriyeti tarihine ve demokrasisine ihanet etmiştir.

Tüm bu tartışmalar doğrultusunda CHP kanadına dönelim. CHP’nin referandum sürecindeki tutumunu nasıl buluyorsunuz?

CHP Türkiye’nin en deneyimli, en tarihi ve en uzun dönemli hayatta kalan partisidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bu partinin tarihsel niteliği dünya tarafından da bilinmektedir. CHP bu tarihsel misyonuna uygun bir tutum almış, çağın gereklilikleri doğrultusunda anayasa değişikliği karşısında bir tavır takınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, sosyal, demokratik hukuk devleti vasfını sürdürmek için Hayır kampanyası yürütmüştür. Fakat aldığı bu tutum doğrultusunda verdiği mücadelenin ve kampanya sürecindeki faaliyetlerinin başarılı olup olmadığı sorusunu ben yanıtlayamam.

Demokrasi İçin Birlik platformu referandum kampanyalarının medyada yer almasıyla ilgili, Mart 2017 döneminde 17 ulusal kanalın incelendiği bir araştırma yapmıştır. Bu araştırma sonucunda incelenen kanallarda (A Haber, ATV, CNN Türk, Fox, Habertürk, Kanal 24, Kanal A, Kanal 7, Kanal D, NTV, Star, Show, TGRT, TRT Haber, TRT 1, TV Net, Ülke TV) Recep Tayyip Erdoğan 53 saat, Adalet ve Kalkınma Partisi 83 saat, Cumhuriyet Halk Partisi ise yalnızca 17 saat televizyonlarda yer bulmuştur. CHP’nin referandum döneminde medyada yer bul(a)mamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İşte bu, Türkiye’nin saydam, denetlenebilir ve çoğulcu bir demokratik sistemden otoriter bir sisteme evrildiğinin göstergesidir. Tam da bu yüzden anayasa değişikliğinin meşruiyeti her bakımdan tartışılmaktadır. Milli irade mitiyle yola çıkan iktidar, tüm personelini atadığı kamu yayıncısı TRT’nin bile adil yayın yapmasını engelleyip, karşıt görüşün yer almamasını sağlamıştır. Milli iradenin sağlıklı tecellisi için, oy kullanan yurttaşların tüm görüşleri öğrenip kendi fikirleri doğrultusunda karşılaştırma yapmalarına izin vermeleri gerekirdi. Protokolde yeri olan, ana muhalefet partisi CHP’ye bile hayır kampanyasını anlatma ve paylaşma fırsatı verilmedi. Bir tarafta devletin elinde bulunan güç doğrultusunda medyada yer bulan Cumhurbaşkanı ve Başbakan, diğer tarafta devlet desteği olmadan mütevazı imkânlarla halkla iletişim kurmaya çalışan CHP vardı.

RTÜK’ün ifade özgürlüğü yayın ilkeleri doğrultusunda; “Tek bir görüşün dile getirilmesine olanak tanındığı hallerde, karşı görüşlerin saptırılmamasına özen gösterilmeli ve aynı zamanda karşı görüşlere de cevap hakkı verme imkânı sunulmalıdır.” maddesinin yanında, seçim dönemleri yayınlarıyla ilgili; “Seçim dönemlerinde, seçmenlerin doğru bilgilenebilmesi için, yayınlarda siyasi partilerin temsili konusunda dengeli bir tutum izlenmelidir.” ilkesi yer almaktadır.  Bu durumda referandum sürecinde medyanın tarafsızlık ilkesi doğrultusunda takındığı tavır ve CHP’nin bu süreci ne şekilde yönettiğiyle ilgili nasıl bir okuma yapılabilir?

Medya referandum sürecinde tarafsızlık ilkesine kesinlikle uymamıştır. Seçim dönemlerinde, YSK’nın belirlediği yayın ilkeleri geçerlidir. Radyo ve televizyonlar bu yayın ilkeleri doğrultusunda halkı bilgilendirip kamuoyu oluşturmak zorundadır. Fakat OHAL kapsamında çıkartılan 687 sayılı KHK ile anayasa değişikliği referandumu öncesi, YSK’nın özel TV ve radyolara eşitlik ilkesini de içeren esaslara aykırı olarak yayın yapması halinde ceza vermesi durumu ortadan kaldırılmıştır. Eşitlik ilkesine aykırı yayınlara ceza verilmemiş, yayınlar kesilmemiştir. Siyasi partilerin medyada görünürlüğü açısından adil davranılarak propagandanın tarafsızca halka ulaşması engellenmiştir.

Bu ilkelerin çiğnenmesiyle ilgili RTÜK herhangi bir şikâyette bulundu mu?

Zaten RTÜK’ün varlık nedeni, halkın haber alma ve propaganda doğrultusunda farklı siyasi görüşlerin tutumlarını öğrenme hakkına sahip çıkmaktır. Bu sebeple referandum sürecinde yapılan yayın ihlallerini YSK’ya raporladık. Üst kurulda ihlal olduğu yönünde karar çıkmasına rağmen YSK bu konuda hiçbir işlem yapmadan raporları arşive kaldırdı. O halde YSK uygulamayacağı yayın ilkelerini neden çıkarttı? 

Gelelim CHP’ye. CHP açısından bu durumu incelersek, deminde saydığım gibi tüm bürokrasi OHAL kararları adı altında iktidarın talimatları doğrultusunda hareket etti. Bu şartlar altında ana muhalefet partisi CHP’nin yapabileceği şeyler zaten sınırlıydı. Kamu kaynaklarıyla beslenen havuz medyasının yanında, ana akım medya olarak tanımlayabileceğimiz medya kurumları da iktidara işledi. Onların da adil yayın yapması engellendi. Bu kurumlar, basın özgürlüğü çerçevesinde görev yapan medya organı gibi değil, Evet cephesinin müşavirleri gibi görev aldılar. Bu olumsuzluklar ve baskılar içerisinde CHP göstermesi gereken tepkiyi göstermeye çabaladı, STK’larla parti mensupları birleşerek adil bir seçim için tedbirler almaya uğraştı. Daha iyisini yapıp yapamayacağı tartışmalı bir konudur fakat ortada bir gerçek var ki CHP, YSK’nın milli iradenin manipüle edildiği sürece alet olacağını hesap edemedi.

Ana muhalefetin maddi manevi imkânları kısıtlı, medya CHP’ye yer ver(e)miyor gibi bahaneler bizi “Öğretilmiş Çaresizliğe” götürmüyor mu?

Şuan için hayır fakat CHP ülkeyi referandum şaibesinden kurtarmazsa öğretilmiş çaresizlik tuzağına düşebilir. CHP 16 Nisan mühürsüz seçim sonuçlarının peşini bırakmamalıdır. Akıl, bilim ve hukuk doğrultusunda umutsuzluğa kapılmadan adalet için çabalayarak halkın desteğini almalıdır. Kendisinin öğretilmiş çaresizlik çukuruna düşmeye hakkı yoktur, halkın düşmesini de CHP kendisi engellemelidir.

Peki sizce Mart 2019’a kadar CHP ne yapmalıdır?

CHP’nin tarihsel bir görevi var. Geçmişe ve bugüne karşı sorumluluğunun yanında geleceğe karşı da sorumludur. Doğru bir tutum alıp, Atatürk’ün çağdaş uygarlık seviyesi misyonunu sürdürmelidir. CHP kendi hatalarını, içeriden kaynaklanan stratejik ve taktiksel hatalarını düşünmelidir. Öte yandan kendisinden kaynaklanan problemler için de çözüm bulmalı ve önlem almalıdır. İşe önce ülkeyi seçim şaibesinden kurtararak başlamalı ve sonuç almak için çabalamalıdır. Adaletle başlayan iktidarın adalete razı olmadığı konusunda halkı ikna etmelidir.

Ana akım medyanın da iktidar güdümünde olduğunu söylediniz. Önerdiğiniz mücadeleyi medyada hak ettiği yeri bulamayan CHP nasıl sürdürebilir? 2019’a kadar neler yapabilir?

CHP öncelikle pes etmemeli. Demokratik mücadelesini her türlü alanda göstermeli. Şu anki durumun sürdürülebilir bir sistem olmadığını alternatif kanallardan halka anlatmalıdır. Sosyal medya daha özgür bir platformdur, burayı daha aktif kullanmalıdır. Öte yandan yüz yüze iletişim yöntemiyle insanlarla doğrudan ilişki kurarak ikna çabasını etkin hale getirebilir. Kısacası CHP halkın içine inerek STK’lar, parti mensupları ve akıl hocaları birlikteliğiyle halkın umutsuzluğa kapılmasını engelleyerek umut ve heyecan vaat etmelidir. 

0 comments on “SÜLEYMAN DEMİRKAN: CHP’NİN TARİHSEL BİR GÖREVİ VAR, PES ETMEMELİ

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: