Siyaset, “insanların biyolojik ve toplumsal yaşamlarının üretimi ve yeniden üretimi sırasında insanın doğal ya da öteki kaynakları kullanımını, üretimini ya da dağıtımını örgütlediği toplum içindeki ve toplumlar arasındaki tüm işbirliği, müzakere ve çatışma etkinlikleri” olarak kabul edilirse(1), siyasetin yönetmek ve yönetilmekten ayrı olarak, yönetmeyi ve yönetilmeyi destekleyebilen ve aynı zamanda yönetmeyi engelleyen bir süreç olarak tanımlamak olanaklıdır.(2) Bu bağlamda, siyaset bir görüş alışverişi, emretme, eleştirme ve eşgüdümü içeren öznel, nesnel ve gerçek anlamda birlikte ve etkileşimli etkinliklerden oluşur. Bir başka deyişle, ister basit anlamda gündelik yaşamdaki süreçler isterse hükümetin (yönetimin) en üst düzeyindeki işlemler siyasetin bir parçasıdır.
Siyasetin bu kapsayıcı doğasına karşı ve adeta onu yok edercesine “her şeyin” siyasallaştırıldığı bir başka gerçekliktir. Peki, siyasal olan nedir? Siyasal olan şeylerin ortak bir öze, özelliklere ya da sabit yapılara sahip olmaları gerekmez; onlara siyasal nitelik veren özellik ya bir nesneye, örneğin kent yönetimine (antik dönemde polis) atıf yapmaları ya da ona yaptıkları katkı oranıdır. Günümüzde devlet ya da ulus, benzetme yoluyla antik kent yönetimine (polis) uyarlandığında “siyasal” terimi içinde yer alırlar. Farklılıkları olsa da öteki birliktelik türleri –ekonomik işletme, eğitim kurumu, dini yapılar, kabileler– de siyasal nitelik taşıyabilir.(3) Bu kapsamda, her şey ve her eylem siyasal niteliktedir. “Siyasi tutum, içerik ya da önyargı olmaksızın, siyasal olarak tarafsız“(4) biçiminde açıklanan siyasala karşı bir sıfat olarak apolitik kavramı genel olarak siyasete, herhangi bir siyasal ideolojiye, siyasal süreçlerle ilgili bilgiye ve siyasal eylemlere ilgi duymayan kişileri tanımlamak üzere kullanılır.
Bununla birlikte, aslında apolitiklik ya da apolitizm de siyasal bir tutumdan başka bir şey değildir. Bunun en somut örneklerinden biri, 1942’de işgal altındaki Fransa’da Vichy diktatörlük yönetiminin rejimin yaptığı yasalarla muhaliflerini yargılamak üzere açılan göstermelik Riom Davası‘nda rejimin destekçilerinin hukuk hakkındaki düşüncelerinin sonucu olarak muhaliflerin ülke çıkarlarını siyasal amaçlarına araç yaptıklarına, oysa kendi kaygıları apolitik olduğuna inanıyorlardı! Riom Davası‘nın verdiği en önemli ders, siyasetten vazgeçmenin, başkalarının inançlarını ortadan kaldırmaya yönelik bilinçli bir kararlılık kadar kötü sonuçlar doğurabileceğidir.(5)

Bu durumda, siyasallaştırma neden kaynaklanır? Siyasallaştırma, “…bir kurumun ya da programın işlevsel yetkinliği kapsamındaki konularda, öz olarak siyasal nitelikteki bir konuda karar sürecine ilişkin teknik ve bilimsel unsurları yansıtmayan bir süreç aracılığıyla kararlara varılması; ya da … bir kurumun veya programın yetkinliği dahilindeki konularda, bunların nesnel bir biçimde belirlenmesine çalışmaktan ziyade, taraflı [ya da çıkarcı] bir siyasal konumu anlatmak amacıyla belirli eylemlerde bulunulması” anlamına gelir.(6) Özellikle, gelişmekte olan ülkelerdeki devlet kurumlarının siyasallaştırılması yaygın ve hükümetin performansı ile ekonomik kalkınmayı tehdit eden bir olgudur. Bürokratik yapıların görevdeki hükümetin kaprislerine göre çalışmak zorunda kalmaları ya da bunun tersi de geçerlidir. Siyasallaştırılmış bürokrasinin temel sonucu hükümet kurumlarının adil yönetimine olan güvenin azalmadır.(7)
Kamu hizmetlerinin siyasallaştırılması dışında yaşamın her alanını siyasallaştırma örnekleri bulunmaktadır. Etnik kökenin (dolayısıyla etnisitenin) siyasallaştırılması sıklıkla devletler ve farklı etnik gruplar arasındaki çatışmalı süreçlerin bir ön koşulu değil, daha doğru bir ifadeyle bir ‘sonucudur‘. Etnik kökenin siyasallaştırılması, toplumsal çevredeki değişikliklere bir tepki olarak gelişen, ancak otomatik olmayan daha kapsamlı süreçlerin izlenebileceği birkaç olası yoldan biridir. Etnisitenin siyasallaştırılması eşitsizliklere direnmenin güçlü bir aracı olarak, bireyleri şiddet içeren eşitsizlikleri üreten, sürdüren ve artıran bir biçimde toplumsallaştırabilir.(8) Günümüzde yaygınlaşan teknolojik kültürün, farklı düzeylerde eğitim müfredatının ya da işlenişinin, uluslararası göçün yarattığı etkiyle güvenlikçi yaklaşımları öne çıkaran “olumsuz” siyasallaştırma ya da Covid-19 döneminde ekonomik liberalizmin biyo-politikayı “yaşamın siyasallaştırılması” olarak tanımlaması(9) gibi girişimleri de gözlemlenmektedir.
Son olarak, siyasetin bir aracı olarak teknik bir kavram olarak politika (policy), asli ve idari, dikey ve yatay, reaktif ve proaktif, güncel ve gelecek gibi farklı kategorilerde incelenmektedir. Öz olarak, kamu politikası toplumun tüm üyelerinin en iyi çıkarına olduğu düşünülen bir hedefe ulaşmayı amaçlar. Örnekler arasında temiz hava, temiz su, iyi sağlık, yüksek istihdam, yenilikçi bir ekonomi, aktif ticaret, yüksek eğitim düzeyi, makul ve uygun fiyatlı konut, asgari düzeyde yoksulluk, gelişmiş okuryazarlık, düşük suç ve sosyal olarak uyumlu bir toplum sayılabilir.(10) Dolaysıyla siyaset ile politika arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır. Özellikle, siyasal iktidar ve siyasal partilerin siyasetsiz bir politika ve politikasız bir siyaset üretmeleri düşünülemez. Somut bir biçimde tanımlanabilen ve toplumsal/ulusal çıkarlara yönelik bir politika oluşturmadan ya da iktidarda ya da muhalefette olsun ulusal çıkarla kendi çıkarını birleştiren (hamaset siyaseti) veya yalnızca siyasetçinin kendi çıkarını gözeten siyasetin demokratik sistemlerde sürdürülmesi oldukça zordur.(11)

“Politikasız siyaset” ya da “siyasetsiz politika” metaforu Avrupa Birliği’nin ulusal ve ulus-üstü yönetişim süreçlerini anlatmak üzere kullanılmıştır.(12) Özellikle, Brexit(13) gibi kritik süreçlerde seçmen tercihlerinin etkisiyle tabanda kitle düzeyinde ve tavanda karar alıcılar ve uygulayıcılar düzeyinde siyasallaşmanın artması politikasız siyasetten politikaya karşı siyasete doğru bir değişime yol açmaktadır. Tabanda ve tavanda siyasallaşmanın politikasız siyaset ya da siyasetsiz politika ilişkilerine etkisi ülkeden ülkeye ve sistemden sisteme değişmektedir. Bununla birlikte, siyasetsiz politika demokratik sistemlerde halkın karar alma ve uygulama sürecine etkin katılımını olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, karar alıcılar düzeyinde politikasız siyaset bir tarafın desteklediğine öteki tarafın karşı çıkmasına ve duruma göre tarafların bu tercihlerinin zaman içerisinde değişmesine de yol açmaktadır. Siyasal tutarsızlık kamuoyunda etkili bir biçimde irdelenmese de kurumsal istikrarsızlığa neden olmaktadır. Tutarsız politikalara dayalı siyaset tavanda siyasallaşmanın ve siyasallaştırmanın zirveye çıkmasına neden olurken, kitle düzeyinde politika karşıtı siyaset gelişmektedir. Örneğin, tutarlı bir göç politikası olmadan göçmen dostu ya da düşmanı siyasal söylemler ve eylemler vatandaşların bu tür etkisiz politikalara karşı durmasına neden olmaktadır. Öz olarak, ister iktidarda olsun ister muhalefette siyasal partilerin oy kaygısından uzaklaşarak rasyonel politika araçlarını vatandaşlara şeffaf, açık ve hesap verebilirlik çerçevesinde anlatarak politikalı siyaset ve siyasetli politika yapılmasına katkı sağlamaları demokratik bir sorumluluktur.
Siyaset ve politikanın iç içe geçmesi, bir ulusun yönünü ve önceliklerini biçimlendiren yönetişimin temel bir niteliğidir. Seçimler, partilerin politika önceliklerini yansıtan platformlarda kampanya yürütmesiyle kamuoyunun duygusunun bir barometresi olarak hizmet eder. Bir parti seçilerek, önerilen politikalarını uygulama yetkisine sahip olur. Örneğin, kazanan parti ekonomik reform, toplumsal refahın artırılması ya da çevresel sürdürülebilirlik platformunda kampanya yürüttüyse, bu temaların yasama gündemine hakim olma olasılığı yüksektir. Belirli bir hükümeti ele alıp politika konularını ya da konuları yıllara göre haritalandırarak, siyasetin yönetimler ve/veya önemli siyasi olaylar arasında politika geliştirme ve uygulamasını nasıl biçimlendireceğine ilişkin anlamlı bir değerlendirme yapılabilir.
Seçimler, siyasi dinamiklerin politika kararlarını nasıl etkilediğine ilişkin ikna edici bir örnek olay çalışması sunmaktadır. Siyasi manzaranın politikayı nasıl biçimlendireceği, bunun politika manzarası yönünden neden önemli olduğu ve bunu somut verilerle incelenmesi bir başka çalışmanın konusu olacaktır.
Dipnotlar
(1) Adrian Leftwich (ed.) What is Politics? The Activity and Its Study Cambridge: Polity, 2004, 103.
(2) James Alexander, Notes Towards A Definition of Politics, Philosophy 2014, 89(348): 273-300.
(3) Eugene F. Miller, What Does “Political” Mean? The Review of Politics 1980, 42(1): 56-72.
(4) Collins Dictionary, https://www.collinsdictionary.com/dictionary/english/apolitical
(5) James Herbst, The Politics of Apoliticism Political Trials in Vichy France, 1940-1942, Boston: De Gruyter Oldenbourg, 2019.
(6) David A. Kay The Functioning and Effectiveness of Selected United Nations System Programs. St. Paul, MN: West Publisher Company, 1980, 7
(7) B. Guy Peters& Jon Pierre (Eds.). Politicization of the Civil Service in Comparative Perspective: The Quest for Control London: Routledge, 2004, 8
(8) Christian P. Scherrer, ” Violent Conflict: Contemporary Warfare, Mass Violence and Genocide – Dataset 1985–2005, Typologies, and Trends”, Encyclopedia of Violence, Peace, & Conflict (Second Edition), Academic Press, 2008
(9) Angela Mitropoulos. The pandemic, and the pandemonium of European philosophy. Political Geography 84 (2021), https://doi.org/10.1016/j.polgeo.2020.102275
(10) Richard Jenkins, “The mening of policy/policy as meaing”, Susan M. Hodgson and Zoë Irving (ed.) Policy reconsidered. Bristol: The Policy Press, 2007, 21-36
(11) Kamu tercihi kuramının siyasetçinin öz çıkarı savunan yaklaşımına karşı bir koruyucu savunma olduğuna ilişkin bakınız, Michael C. Munger, Self-Interest and Public Interest: The Motivations of Political Actors, Critical Review, 2011, 23 (3):339-357
(12) Schmidt, Vivien A. “Politicization in the EU: Between National Politics and EU Political Dynamics.” Journal of European Public Policy, 2019, 26:, (7): 1018-1036.
(13) Birleşik Krallık’ın 1973’te Avrupa Birliği’nin önceli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na katılmasından beri yürütülen bir siyasi hedef. 2016’da yapılan referandum sonucuna göre 2017’de kesinleşen ve 2020’de uygulamaya konulan süreç
