Avrupa Kentsel Şartları’na ilişkin değerlendirme

Kent hakkı, parçalanmış hakların toplamı değil, kolektif bir mücadeledir. Ancak bugün kentler neoliberal politikalarla birer meta haline gelirken, eşitlik, katılım ve yaşam hakkı giderek aşınıyor. Asıl soru şu: Kent kimin için var?
Bu sayfayı paylaş:

Avrupa Kentsel Şartı’nın ikinci revizyonu olan Avrupa Kentsel Şartı-III: Dönüşümler Çağında Kentsel Yaşam ekonomik, ekolojik, teknolojik, sosyal, siyasal ve kültürel krizlerin baskısı altında 4 Ekim 2023 tarihinde yayınlandı.

20. yüzyılın daha ilk yarısı tamamlanmadan iki dünya savaşı atlatmış olan Avrupa vakit kaybetmeden neredeyse her alanda yaşadığı yıkımı telafi etmenin yollarını aramaya koyulmuştur. Bu amaçla yerel, bölgesel ve uluslararası ölçekte birçok çalışma yapılmış, çeşitli belgeler ortaya konmuştur. Özellikle insan haklarının geliştirilmesi ve korunması konusunun önemi dikkat çekmektedir. Bütün bu çabaya rağmen kapitalizm ve modernleşme hareketlerinin kent yaşamı üzerinde yarattığı ayrıştırıcı etki ön plandadır. Kentteki farklılıkların göz ardı edilmesi ve hatta ortadan kalkmaya yüz tutması 1968 kentsel hareketlerini ortaya çıkarmıştır. Toplumsal mücadele tarihi açısından yeri oldukça kıymetli olan ve Fransa’dan başlayıp dünyaya yayılan bu anti-kapitalist hareket, “kent hakkı”nı da gündeme getirmiştir. Lefebvre tarafından yakın zamanda ortaya atılmış olan bu kavram, kolektif bir hakkın çığlığını ve talebini ifade ediyordu. Hakların tek tek değil de bütüncül şekilde ele alınmasını ve kent hakkını kazanabilmek için mücadele edilmesi gerekliliğini vurguluyordu. Lefebvre’e göre kent hakkı en üstün haktı ve vatandaşlık bağı olmadan mültecilerin dahi bu haktan yararlanması gerekmekteydi (Lefebvre, 1968; Lefebvre, 1970). 1968 hareketinin cinsiyet eşitliğinden eğitime, çevreden barışa birçok hak talebi kent hakkının da içeriğini oluşturmaktaydı. 20. Yüzyılın sonuna doğru kentsel krizler hala devam etmekteyken, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Avrupa Kentsel Şartı-I: Avrupa Kentsel Haklar Deklarasyonu’nu yayınladı. Yerinden yönetim, katılımcılık gibi ilkelerin benimsendiği ve bu ilkelere uygun olarak yerel yönetimlerin imzasına sunulmuş olan bu Şart, Avrupa kentlerinde yaşayan insanların sahip olduğu hakları liste şeklinde yayınlamıştır. 

1992 yılında yayınlanan bu Şart (https://rm.coe.int/168071923d), kentli haklarını tam ve eksiksiz olarak içeren ilk metin özelliği taşımaktadır. 20 madde olarak sıralanan haklar güvenlik, sağlıklı çevre, istihdam, konut, ulaşım-dolaşım-erişilebilirlik, sağlık, spor ve dinlence olanakları, kültürel faaliyetler, kültürler arası kaynaşma, kaliteli mimari ve fiziksel çevre, işlevlerin uyumu, katılım, ekonomik kalkınma, sürdürülebilirlik, mal ve hizmetlerin temini, doğal zenginlikler, kişisel bütünlük, belediyeler arası işbirliği, finansal yapı ve mekanizma ve eşitliktir. Bu metnin ilanından kısa bir süre sonra yaşanan ekonomik kriz ve İkiz Kulelerin vurulmasıyla yaşanan siyasi kriz kent hakkının altında sıralanan hakların kullanılmasını durma seviyesine getirmiştir. 

Reklam

Avrupa kentleri başta olmak üzere neredeyse tüm dünya kentlerinde kent hakkının uygulanabilirliği sorgulanırken Avrupa Kentsel Şartı’na bir revizyon gelmiştir. Kongre Şart’ın revizyonunun gerekliliğini:

Kongre, kentsel yaşam kalitesinin güçlendirilmesinin medeni istikrarın anahtarı olmaya devam ettiğini; kentsel gerilemenin durdurulmasının ve sosyal ve inşa edilmiş kentsel çevrenin iyileştirilmesinin toplumdaki şiddet ve çatışmayı azaltmada etken olabileceğini göz önünde bulundurarak bu güncellemeye büyük önem atfetmektedir” açıklamasıyla temellendirmiştir. 

Avrupa Kentsel Şartı bir anlaşma değildir ancak yine de yayınlandığı dönemde bu kadar yankı uyandıran bir belgenin kentlerde tam karşılığını bulamamış olmasına yönelik güçlü bir eleştiri ve özeleştiri getirilmediği görülür. Kentteki sorunlar tespit edilmiş ve açıkça belirtilmiş ancak bu sorunlara neden olan düşünsel altyapı üzerinde durulmamıştır. Kentlerin neo-liberal politikalarla meta haline gelmesi işsizlikten çevre sorunlarına kadar birçok kentsel sorunun sebebidir ancak yayınlanan yeni belge ne neo-liberalizme ne kapitalizme ne post-modernizme atıfta bulunmuştur.

1992 yılı için yeterli sayılabilecek Avrupa Kentsel Şartı-I, 21. Yüzyıl’ın daha başında yaşananlar nedeniyle yetersiz hale gelmiştir. 2002 yılında Şart’ın gözden geçirilmesine ilişkin yapılan toplantıda küreselleşme, demografik ölçütler, göçler, Avrupa’nın genişlemesi, Avrupa’da tek para birimi, adem-i merkeziyet, istihdam, güvenlik gibi konularda çok sayıda öneri gelmiştir. 2008 yılında Avrupa Kentsel Şartı-II: Yeni Bir Kentlilik İçin Manifesto yayınlanmış, hakların uygulanabilirliğine ilişkin daha açıklayıcı bir metin yayınlanmıştır. Ekoloji, ekonomi, eşitlik, biçim ve yönetim şeklinde beş ana bölüme ayrılmış, her bölüm tema ve ilkelerle detaylı şekilde açıklanmıştır (https://rm.coe.int/the-revised-european-urban-charter/1680718bfb). Ancak 21. Yüzyıl başladığı gibi devam etmiş ve daha ilk çeyreği tamamlanmadan kentler için oldukça kötü olaylara sahne olmuştur. Belge’yi oluşturan beş ana bölümün neredeyse her unsuru, zafiyet içermektedir. Kentlerde meydana gelen doğal ve insan kaynaklı afetler, iklim krizleri, kıtlık ekolojik sorunların başında gelmekte, günümüz ve geleceğin insanlarını etkilemektedir. Ekonomik kriz 20. Yüzyılın sonundan beri farklı şekillerde olsa da devam etmekte, kentleri ve kent sakinlerini birçok haktan yoksun bırakmaktadır. Avrupa kentleri ve diğer kentler arasındaki eşitsizlik oldukça belirginken kentin kullanıcıları arasındaki eşitsizlik de telafi edilememiştir. Kentte sınıfsal farklılıklardan dolayı gözle görülür hale gelen ayrışma nedeniyle kent kullanıcılarının karşılaşmadığı görülür. Engels (1997) 19. Yüzyıl kenti için öyle garip kurulmuştur ki, kişi kendini işi ve eğlence gezintileriyle sınırlarsa, bu kentte yıllarca yaşasa da, her gün sokağa çıksa da emekçi mahalleleriyle hatta işçilerle bile karşı karşıya gelmeyebilir demiştir. Günümüz kentlerinde de var olan karşılaşamama durumu, kentlerde eşitliğin sağlanamadığını gösterir. Kentlerin farklılıklarından arınıp tek tipleşmesi biçim olarak özgün niteliğini kaybettiğini gösterir. Kentlerin kültürünün korunarak biçimlendirilmesi ve bu süreçte katılımın sağlanması kentsel sorunların birçoğunun çözümüdür. 

Ortaya çıkan sorunların tespit edilmiş olması ve çözüm üretme çabası, yeni bir belgede kendini gösterir. Bu belge, Avrupa Kentsel Şartı’nın ikinci revizyonu olan Avrupa Kentsel Şartı-III: Dönüşümler Çağında Kentsel Yaşam ekonomik, ekolojik, teknolojik, sosyal, siyasal ve kültürel krizlerin baskısı altında 4 Ekim 2023 tarihinde yayınlanmıştır. Şart-III, 2021-2026 «dirençli, demokratik, uyumlu, sürdürülebilir ve dijital toplumların» teşvik edilmesine yönelik Kongre öncelikleri çerçevesinde revize edilmesi için zaman çizelgesi belirlenmiş, Haziran 2022 tarihinde başlayan süreç takvime Ekim 2023’te sonuçlanmıştır. Avrupa Kentsel Şartı-I ve II üzerine inşa edilen Avrupa Kentsel Şartı-III tıpkı Şart-II gibi değişen koşullara uyum sağlamak amacıyla yayınlanmıştır. Rusya Federasyonu ve Ukrayna arasında yaşanan savaş, terörizm, eşitsizliklerin artması, hızlanan iklim değişikliği, doğal felaketler ve Covid-19 pandemisi gibi kamu sağlığı krizleri gibi önemli sorunları dikkate alarak yapılan revizyonda daha güçlü ve sürdürülebilir yerel yönetimlerin teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Demokrasi ve halkın katılımı, sosyal haklar, kültürel ve ekonomik kalkınma, sürdürülebilir kalınma, çevrenin korunması ve iklim değişikliği, dürüstlük ve yolsuzluğun önlenmesi, dijitalleşme ve yapay zeka üst başlıklarının altında çeşitli ilkeler ve açıklamaları yayınlanmıştır (https://rm.coe.int/cg-2023-45-20-prov-draft-report-european-urban-charter-iii-en-rapporte/1680acca9f). 

Her üç Şart da değişen koşulları iyi takip etmesi ve doğru stratejiler geliştirerek kent hakkının uygulanması yönünde yol gösterici olması açısından önemli belgelerdir. Ancak günün koşulları dikkate alındığında kentlerin kapitalist rekabetin bir aracı olduğu açıktır. Bu koşullar altında kentsel yaşama ilişkin haklardan bahsetmek, bu hakların kimin hakkı olduğu konusunda kesin kanaat getirmek kadar zordur. Yerel yönetimlerin imzasına sunulmuş bu Şartlar’dan hiçbiri ülkemizdeki belediyeler tarafından imzalanmamış olsa da birçok belediyenin kent sakinlerinin kentsel yaşam hakkına sahip olması ve kentsel faaliyetlerden eşit şekilde yararlanması için çabaladığı görülmektedir.

Kaynakça

Avrupa Kentsel Şart-I: Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu (1992). https://rm.coe.int/168071923d 

Avrupa Kentsel Şart-II: Yeni Bir Kentlilik İçin manifesto (2008). https://rm.coe.int/the-revised-european-urban-charter/1680718bfb 

Avrupa Kentsel Şartı-III: Dönüşümler Çağında Kentsel Yaşam (2023). https://rm.coe.int/cg-2023-45-20-prov-draft-report-european-urban-charter-iii-en-rapporte/1680acca9f 

Engels, F. (1997). İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu (çev. Yurdakul Fincancı), Ankara: Sol Yayınları.

Lefebvre, H. (2015). Şehir Hakkı (çev. Işık Ergüden), İstanbul: Sel Yayıncılık.

Lefebvre, H. (2017). Kentsel Devrim (çev. Selim Sezer), İstanbul: Sel Yayıncılık.

Politus E-Bültene Abone Ol

Merhaba 👋 tanıştığımıza memnun olduk.

Politus'u takip etmek ve her hafta, e-postanıza yeni içerikler almak için ücretsiz haber bültenimize kaydolun.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bu sayfayı paylaş:
Yorum ekle

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam