POLİTİKA

BAHAR SAN: SİYASETTE KADINLAR YARIŞIYOR, ERKEKLER KAZANIYOR

Bu haberi paylaş:

Çankaya belediye meclisine aday kadınlardan birisiniz. Kadın kollarında yönetici olduğunuzu biliyoruz ama biraz kendinizi tanıtır mısınız?

Tabii , bütün ömrü Çankaya’da geçmiş biriyim. Burada doğdum, burada tüm eğitim hayatımı tamamladım. Çalışma hayatımın tamamı burada geçti. Burada mutlu oldum, mutsuz oldum, aşık oldum, ayrılıklar yaşadım. Çankaya benim köyüm. Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü mezunuyum. İş hayatına Türkiye İş Bankası Başkent şubesinde başladım. Halen özel bir kurumda gece müdürüyüm. Bir dönem İngiltere’de engellilerle çalıştım. Almanya’da kaldım. Örgütlü siyasi yaşamına aslında 16 yaşında ama yine de biz 18 diyelim mahalleliyle samimi dayanışma duygusu ile kurduğumuz Seyranbağları Halkevi’nde başladım. Bu sokaklarda eylemler yapıp, taleplerimizi Çankayalılarla birlikte, yönetenlere duyurmaya çalıştık. Birçok STK ve platformda görev aldım. Kadın hakları aktivistiyim. Partimin İl Kadın Kolları Yönetim Kurulu üyesiyim. Ve dünyanın neresinde olursam olayım hiç bir 1 Mayıs eylemini kaçırmadım, inandığım siyaseti yaşayan biriyim.

Belediye meclis üyeliğine adaysınız, hazır mısınız bu göreve?

Belediye meclis üyesi ne yapar, karar mekanizmasının neresindedir, yetki alanları nelerdir. Tabii ki bu konu da araştırma yaptım. Birçok partili belediye meclis üyesi arkadaşım var. Zaman zaman bir araya gelip sohbet ediyoruz. Dersime çalıştım anlayacağınız… Evet bu göreve hazırım. Uzun yıllardır örgütlü siyasetin içindeyim. Toplumsal talepleri olan insanların sesi, gözü, kulağı olmaya alışığım.

Nasıl bir meclis üyeliği hedefi koydunuz kendinize, seçildiğinizde neler yapacaksınız?

Kadın Dostu Belediyeciliğinin standartlarını netleştirmek ve geliştirmek üzerine kurgulu bir tavır içinde olacağım. Bir de gerek özel, gerekse iş hayatında gençlerle her an birlikteyim. Genç Dostu Belediyecilik projem var, onlar bizim 15 yıl sonraki karar vericilerimiz, ama bu başka zaman konuşacağımız bir konu olsun…

Kadın adaylar gene sayı olarak azınlıktalar, pek çoğu ön seçime girmekten kaçınıyor. CHP’nin kadınları yerel siyasetin aktörü yapma konusunda tavrı nedir?

Evet kadın adaylar yine sayısal olarak az. Yüzde yirmi gibi bir oran var. Ön seçime girmek çok fazla kadın ve erkek olarak ayrılmıyor aslında. Bu konun dinamikleri farklı işliyor. CHP’nin kadın konusunda çok ciddi yapısal ve samimiyet sorunu var.

Eğer izin verirseniz biraz zamanınızı alarak, ben ders çalışmayı seven bir insanım, biraz yerel yönetim ve kadın üzerine kafa yordum, biraz hazırlık yaptım, bir kadın algısıyla yerel yönetimlerin yapısını ve neler yapılması gerektiğini başlıklar halinde de kısa kısa anlatmak isterim, böylece tüm sorularınız cevabı vermiş olayım.

Türkiye’de veya dünyada hangi yerel yönetimi alırsanız alın, kadın toplumun yarısıdır. Özellikle de kentler de alınan her politik karar kadını doğrudan etkiler. Bu iki önemli gerçek. Bu gerçekler üzerinden, kadınların siyasette sayısal varlıklarının çoğalması ve kadın bakış açısının netleşmesi ve sürdürülmesi önem taşıyor.

Yerelde kadınların siyasette sayısal varoluşları ve karar alma süreçlerine katılımları iki kanalda. Birinci kanal, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve demokratik kitle örgütleri. İkinci kanal ise belediyeler, yerel kamu kuruluşları ve kent konseyleri.

Türkiye de yerel siyaset, para gücü, hemşericilik/yörecilik, siyasi “abi”ler üçgeni içinde. Kentsel siyasi aklı ve dili, taşralı akla ve dile dönüştüren bu üç unsur, yerel siyaseti erkek egemenliği altına alıyor.

Siyasette var olmak isteyen kadın, bu üç unsurla kapıyı bireysel olarak aralayabiliyor. Bunları kullanarak var olsa da kadın siyasetini, karakterini, aklını ve dilini kurabileceği bir ortamı imkansız kılıyor bu yapı. Maddi güce, desteklendiği feodal örgütlere veya tüm ilişkileri organize eden “abi”lere sahip olmayan kadınlar için, siyasal bir iddiayı sürdürmek, adeta varoluşsal savaşa dönüşüyor. Ve genel de var olamadan daha küçük yapılarda siyaset yapmak zorunda bırakılıyor.

Yerel siyasette var olmak isteyen kadın bir dizi sorguyla yüzyüze kalıyor. Kadın kolları ve mahalli birimler dışında siyaset yapmak isteyen kadın, birçok şeyi ispatlamak zorunda kalıyor. Eğitimleri, meslekleri, kürsü kullanımı, kişisel birikimi, sosyal ilişkileri gibi, erkekler bu sorulara muhatap dahi olmuyor. Hele hele evli, yaşlı veya çocuk bakımı sorumluluğu olan kadınlar açısından, durum daha da vahim. Bu tür sorumlulukları olan kadın siyaset yapamaz düşüncesi, kesin karara dönüşüyor.

Yüksek enerji ve motivasyonla çalışamayacakları, geç saate kadar toplantı yapamayacakları, gecekondu gibi zorlu bölgelere veya şehir dışı etkinliklerine gidemeyecekleri, hafta sonu toplantılarına katılamayacakları, sorun ve krizleri yönetemeyecekleri sorgulanıp anında kadınlar itibarsızlaştırılıyor. Yerel siyaset ve kurumların işleyiş saat ve toplantı yerleri de erkek egemen düzende oluyor.

Kadın örgütlerinin bunca yıllık mücadelelerinin nispi olarak kazanımları var. Gelinen aşamada herhangi bir örgütte kadınların olmaması en kibar ifade ile “ayıplanan” bir durum. Bu durum vitrinde de kalsa da yine de , temsil sağlıyor. Özellikle siyasi partiler de, karar meclislerinde kadın kotası gibi mekanizmalar, yokluktan hiç değilse var durumuna geçiyor. Bu kazanımlar gibi görünen şeyler, kadınların hareket alanının bu kadar olduğunu kabullenmelerini sağlıyor. Kotayla ya da oranlarla sınırlanan kadın temsiliyeti, siyasal rekabeti, kadınlar arası bir yarışa dönüştürüyor. Bu rekabet, kadınları birbirlerini engellemesine dönüşüyor.

Belediyeler, kent konseyleri ve kamu kurumlarında kadın sayısının arttığını gözlemliyoruz. Kadını destekleyen kentsel politikalar ve hayata geçirme iddia ve söylemler artsa da, kadın dostu kent olmanın somut politikaları ve hayata geçirilme pratikleri henüz tam olarak netleşmiş değil.

Kadın becerilerini arttıran kurslar, hukuk ve psikolojik danışmanlık, kadınlara yönelik sportif faaliyetlerin yerelde sayısı artıyor. Fakat kadın sığınma evleri, bakım hizmetleri, eşitlik birimleri, toplumsal cinsiyete dayalı performans programları ve bütçeleme , toplumsal cinsiyet eğitimi alması gibi yatırım niteliği taşıyan ya da uzun vadeli kurumsal dönüşümü sağlayacak çalışmaların sayısı oldukça az.

Peki bundan sonra ne yapmamız gerek?

Yerel siyasetin, erkek egemenliğinden ve taşra etkisinden kurtarılması için siyasi parti tüzüklerini yeniden tanımlanabilir. Kota uygulamasının yanı sıra, aday ve aday belirleme süreçleri tekrar şekillenebilir. Farklı kriterler baz alınıp, toplumu bu kriterlere ikna edilip pozitif ayrımcılık yapılabilir.

Kadınların “vitrin” olmaktan çıkarılıp, kadın bakış açısının ve yaklaşımının somut etkileri öne çıkarılıp, kadının devamlı kendini ispatlama durumundan kurtarılabilir.

Belediyeler, kent konseyleri ve yerel kamu kuruluşlarının, kadın dostu politikaları artık bir standarta kavuşmalıdır. Siyasi partiler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi kurumlar, kadın dostu politikanın tam olarak ne ifade ettiğini netleştirmelidir. Bu politikaları uygulamak için bütçe ayrılmalı ve bu faaliyetler uygulanıp sürdürebilmelidir. İyi uygulamalar basın aracılığı ile ulusal bazda duyurulup devamlı gündemde tutulmalıdır.

Kadınların cesaret ve motivasyonu siyasette kadın varlığını besleyen en önemli güçtür. Cesaret ve motivasyonları birbirlerinden aldıkları güç, siyasi otoriterler tarafından kadın için atılan her olumlu adımla birlikte artmaktadır.

Siyasi liderler ve partimiz toplumsal dönüşümü hedefliyor ise, tarihe göz atmalıdır. Ancak kadın merkeze alındığında hedefe ulaşılmıştır. Mustafa Kemal’in kadın merkezli siyaseti ile hedefine ulaştığını, yaşayarak görmüş bir toplumuz.

Bana kendimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

0 comments on “BAHAR SAN: SİYASETTE KADINLAR YARIŞIYOR, ERKEKLER KAZANIYOR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir